BULMACA
ŞEFFAF ODA

“Sonunda kör olmadığımızı düşünüyorum, biz zaten kördük,
“Gören körler mi?
“Gördüğü halde görmeyen körler mi?”
Diye bitirir Saramago Körlük kitabını…
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli yazar Jose Saramago'nun son yıllarda yazdığı en etkileyici kitap…
Kitap, arabasının içinde geçmesine izin verecek, ya da geçmek için kendini haklı göreceği yeşil ışığı beklerken kör olan bir adamın duyduğu korku ve çaresizlikle başlar…
Saramago’nun modern insan ve onun ürettiği liberal demokrasiye eleştirilerini anlatır bu kitap…
Körlük o denli hızlı yayılır ki, yayılma hızı Etna’nın püskürmesiyle civarında ne kadar yerleşim varsa lavların altında kalmasına benzetilir.
Saramago’nun da yarattığı, ya da zaten olan ama görmek için kafaların kumdan çıkması gerektiği bir çürüyüşün öyküsüdür körlük.
Arabasında kör olan adamın yardımına giden hırsız ve bu iki adamı tedavi etmeye çalışan doktor da dâhil, hepsi kör olurlar. İktidar derhal çözümü bulur…Bu insanları eski bir akıl hastanesine kapatır. Bu noktada; Michel Foucault’ un şu sözleri körler ülkesine dönen dünyamızı bu romanla bir kere daha açığa vurmaktadır. “Hapishanenin tarihi, gözetim altında tutma ve cezalandırmanın tarihidir.”
Tutsaklık günleri ertesi sabah duyulan anonsla başlar. Buyruklar kesindir.
Kimse dışarıya çıkmaya çalışmayacaktır. Özgürlük istemi iktidarın en ağır olarak gördüğü ölüm cezasıyla sonlandırılacaktır. Günler geçer, körlük ülkede gitgide yayılır.
ÇİZGİNİN KIYISINDA “GÖRMEK” SERÜVENİ…
Hare Ergen tarafından yazıldı

“Sonunda kör olmadığımızı düşünüyorum, biz zaten kördük,
“Gören körler mi?
“Gördüğü halde görmeyen körler mi?”
Diye bitirir Saramago Körlük kitabını…
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli yazar Jose Saramago'nun son yıllarda yazdığı en etkileyici kitap…
Kitap, arabasının içinde geçmesine izin verecek, ya da geçmek için kendini haklı göreceği yeşil ışığı beklerken kör olan bir adamın duyduğu korku ve çaresizlikle başlar…
Saramago’nun modern insan ve onun ürettiği liberal demokrasiye eleştirilerini anlatır bu kitap…
Körlük o denli hızlı yayılır ki, yayılma hızı Etna’nın püskürmesiyle civarında ne kadar yerleşim varsa lavların altında kalmasına benzetilir.
Saramago’nun da yarattığı, ya da zaten olan ama görmek için kafaların kumdan çıkması gerektiği bir çürüyüşün öyküsüdür körlük.
Arabasında kör olan adamın yardımına giden hırsız ve bu iki adamı tedavi etmeye çalışan doktor da dâhil, hepsi kör olurlar. İktidar derhal çözümü bulur…Bu insanları eski bir akıl hastanesine kapatır. Bu noktada; Michel Foucault’ un şu sözleri körler ülkesine dönen dünyamızı bu romanla bir kere daha açığa vurmaktadır. “Hapishanenin tarihi, gözetim altında tutma ve cezalandırmanın tarihidir.”Tutsaklık günleri ertesi sabah duyulan anonsla başlar. Buyruklar kesindir.
Kimse dışarıya çıkmaya çalışmayacaktır. Özgürlük istemi iktidarın en ağır olarak gördüğü ölüm cezasıyla sonlandırılacaktır. Günler geçer, körlük ülkede gitgide yayılır.
Devamını oku
Yorum Ekleyin (1)
Okuma: 62








MÜHÜRLÜ KADINLAR…
Kadın ailenin oluşumunda, neslin devamında doğurganlığı ile ön sırada yer alan, tarih boyunca her türlü muameleye maruz kalan, kimi zaman aşağılanan kimi zaman yüceltilen, hakkında devamlı yazılar yazılan tükenmez bir kaynaktır.
Burada önemle üzeri...
Dilimize 70'li yıllarda, daha çok belediye hizmetleri alanında girmiş iki sözcük arazöz ile vidanjör. İşlevsel açıdan birbirinin karşıtı olan Fransızca kökenli sözcüklerden arazöz suyu püskürtürken, vidanjör su vakumluyor. Yani arazöz bir çeşit itfaiye işlerinde, vidanjö...
"Şiir Nedir?" sorusunun cevabı deryada zerre aramak gibidir. Şiir, hemen hemen dilin doğuşuyla birlikte ortaya çıkmıştır. Şiirin kendine özgü bir dili ya da söylemi vardır, ayrıca estetik etkileme gücü de olmalıdır.
Anlatılamayan, anlatılması pek mümkün olmayan,...




