Değerli gönül dostlarımız, bu gece saat 21:30 da radyo yayıncınız Sn. Mesut Kayabaş " GÖLDEKİ YANSIMA " programı ile sizlere konuk olacak. Şiirlerinize ve istemleriniz olan şarkilara yer vererek gecenize renk katacak.. Şimdiden İSTEK PANELİ ile programdaki yerlerinizi ayırtınız. O halde iyi dinletiler size, bize, hepimize....   SİTEYE EKLENEN DİNİ VE/VEYA SİYASİ İÇERİKLİ YAPITLAR, EKLEYEN UYARILMAKSIZIN SİLİNMEKTEDİR. - ÜYE KAYIT: KURALLAR/KOŞULLAR, MADDE: 4 -....    
Hece Şiiri mi Yazıyorsunuz?

Ekleyen: Vedat Sümbül   Eklenme Tarih: 03.12.2009 19:53:46   Son Düzenleme: 05.12.2009 12:16:31  
Sevgili Dostlarım,
Şairlik etmenin yanında, meslekte hayli uzun yol kat etmiş bir edebiyat öğretmeni oluşum nedeniyle sizlere karşı kendimi sorumlu hissediyorum... Genel Yayın Yönetmeni olarak duyumsadığım sorumluluğun ötesinde, teknik bilgiler konusunda da hissediyorum aynı sorumluluğu... Hece şiiri yazan dostlarımızın yaşadığı en ciddi sorunlardan biri uyak (kafiye) sorunu. Uyaklarla ilgili örnekli bir açıklama yapıp ihtiyaç duyan dostlarımızın yararlanmasını istedim...

* Özellikle şunun altını çizerek başlayalım söze: Uyak ve redif karıştırılmamalıdır. Bazı hece şairlerinin uyak şemasını oluştururken redifle uyağı karıştırdıkları bilinen bir yanlış. Redif, uyağın yerini tutmaz...

UYAK: Şiirlerde dize sonlarındaki ses benzerliğidir ve sözcüğün kökünde ya da gövdesinde oluşur...
REDİF: Yazılışı ve anlamı aynı olan sözcüklerle eklerdeki benzerlikler rediftir...

Bu saptamadan sonra, uyak türlerine ve redife örneklerle değinelim...

YARIM UYAK: Dize sonundaki tek sessiz benzerliğidir.
........................yan
........................kin

Dikkat edilirse sadece "n"ler (tek ses)benzeşiyor.

TAM UYAK: Dize sonlarında iki sesin benzeşmesidir.
.......................can
.......................han

"an"lar (iki ses)benzeşiyor

ZENGİN UYAK: Dize sonlarında ikiden çok sesin benzeşmesidir.
........................zaman
........................duman

"man"lar (üç ses) benzeşiyor. Daha çok ses de benzeşebilirdi. İki sesten fazla sesin benzeşmesi söz konusu olmalı..

TUNÇ UYAK: Zengin uyak oluşmak koşuluyla (en az üç ses benzeşmeli) uyağı oluşturan sözcüklerden birinin, biğerinin içinde aynen geçmesidir.
....................duvar
....................var

"var" sesleri (üç ses benzeştiği için zengin uyak koşulu oluşmuş) benzeşiyor, ayrıca da dikkat edilirse ikinci dizenin sonundaki "var" sözcüğü, ilk dizenin sonundaki "duvar" sözcüğünün içinde aynen geçiyor.

CİNASLI UYAK: Yazılışı aynı (aynı harflerden/seslerden oluşan) anlamları farklı sözcükler cinası oluşturur.

..........yollarımı bağlama
..........elinde bir bağlama

İlk dizenin sonundaki "bağlama", "yolu engelleme/kapatma", anlamındadır; onunla aynı şekilde yazılan ikinci dizedeki "bağlama" ise "geleneksel çalgımız olan bağlama"dır... yani sözcüklerin yazılışı aynı; ama anlamları farklı...

REDİF: Yazılışı ve anlamı aynı olan sözcükler "sözcük halinde", eklerdeki benzerlikler de "ek halinde" bağlamadır.

SÖZCÜK HALİNDE REDİF:

.........yor beni
.........sor beni

İki dizenin sonundaki "seni" sözcüğü de kişi zamiri olan "sen"i sözcüğünün i halindeki söylenişidir; yani hem yazılışları hem anlamları aynıdır.

EK HALİNDE REDİF:

............büküldü belim
............susar dilim

İki dizenin sonundaki "im" de iyelik eki olan "im"dir. Ekte bir benzerlik söz konusu olduğu için de redif oluşuyor.

UYAK BULURKEN NASIL BİR YOL İZLEMELİ?

1. Öncelikle redif kullanılmışsa, redifler tespit edilip ayrılmalıdır.
2. Kalan kısımda, sözcüklerin kök ya da gövdelerinde uyaklar aranmalıdır.

ÖRNEK UYGULAMA:

..........senden sorulur
..........benden sorulur

1. Dizenin içindeki (senden-benden sözcüklerindeki) "den" ekleri rediftir; hatırlayalım, eklerdeki benzerlik "ek halinde" reditifti.
Yine her iki dizenin sonundaki "sorulur" sözcüğü de "sormak" eyleminin geniş zamanlı çekimidir. Yazılışı ve anlamı aynı olduğuna göre bu kısım da "sözcük" durumunda rediftir.
Özetle, dizelerin sondaki "-den sorulur" kısımları rediftir.

2. Redifler saptandıktan sonra kalan sözcük kökleri (uyak kökte aranıyordu) sen ve ben...
.....sen
.....ben
"en" sesleri, yani iki ses benzeşiyor. İki sesin benzeşmesine TAM UYAK demiştik.

ÖRNEK 2:

.......karalama beni sevgili
.......yaralama beni sevgili

"sevgili" ve "beni" sözcüklerinin yazılış ve anlamları aynı olduğu için "sözcük durumunda" redif,
"-la" ve "-ma" ekleri de "ek halinde" redif

"kara" ve "yara" sözcük köklerindeki "ara" sesleri de üç sesin benzerliği şeklinde olduğu için ZENGİN UYAK

* Peki bir ekle sözcüğün kökündeki sesler benzerse nasıl değerlendiremeliyiz? Redif oluşması için benzerliği oluşturan her iki unsurun da ek olması gerekir. Bu nedenle bir ekteki seslerle, sözcüğün kökündeki seslerin benzerliği redif değil uyaktır.

......evde
......bade

İlk dizenin sonundaki "de", hal eki olan "de"dir.
İkinci sözcüğün sonundaki "de" ise bade kökünün bir parçasıdır, yani ek değildir.

Bu nedenle iki ses benzerliği nedeniyle TAM UYAK olarak alınmalıdır.





Görüşleriniz sitede bu konunun altında yer alacaktır.

Konuya yazılan görüşler


durali somun
ben öğretmen değilim ama içten gelen duygularla haşır neşir olurum.ama şiir nasıl yazılır vakit buldukca okurum
buda o yararlı yazılardan bir oldu
sizlerin ışığına benim ihtiyacım var başkaları beni ilgilendşrmez buırada yazanlarında hepsi edebiyat öğretmeni değil

bir dörtlük örnekleseydiniz tümünü daha iyi anlaşılırdı

selamlar


Bolat ÜNSAL
KARDEŞİM UMARIM ŞİİR ÇÖLÜNDE YÜREĞİNİ ÇARMIHA GERENLER SÖYLEVİNDEN SÖZCÜKLER ZİNCİRİNİ TAKINIRLAR KULAKLARINA KÜPE OLSUN DİYE


nur inci
DÜZ KAFİYE
1. Her beyti kendi arasında kafiyelidir.
2. Kafiye örgüsü, aa bb cc ‘dir.
3.Düz kafiye ile istenilen uzunlukta şiirler yazılabilir.
Not: Bu nazım şeklinin kafiyelenişi Klâsik (Divan) Türk Şiirindeki mesnevi ile aynı olduğu için bu nazım şekline Yeni Mesnevi de denir.
AKINCI
Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı, o gün dev gibi bir orduyu yendik
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: ilerle!
Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafileyle…
Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.
Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla
Yerdin yedi kat arşa kanatlandık o hızla
Cennetle bugün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hatıra titrer gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Yahya Kemâl Beyatlı


SARMA KAFİYE
1. Dörtlüklerden oluşur, dörtlük sayısı sınırlı değildir.
2. Kafiye örgüsü; abba cddc effe şeklindedir.
3. Konu sınırlaması yoktur.
MÜNZEVÎ
Bir sonbahar akşamı… Sahillerdeyim
Gamlı bir heykel gibi kayalarda ben
Dağınık saçlarımdan pervasız esen
Rüzgârların elinde bir kırık neyim
Engin bana yâd eder yetimliğimi,
Gözyaşlarıyla düşer dalgalar kuma
Issız bir yoldayım ki hasta ruhuma
Herkes yabancı: Kimden sorayım kimi?
Gökler esmer ve derin, sular dalgalı
Sahilden uzaklaştı son yolcular da;
Enginleri dinliyor yalnız kenarda
Sararmış bahçesiyle virân bir yalı
Dumanlarla örtülen bir deniz gibi
Canlanıyor en hazin dalgalar bende
Bekliyoruz yuvanı şimdi bahçende
Ben kimsesiz, ağaçlar kimsesiz gibi
Faruk Nafiz Çamlıbel


ÇAPRAZ KAFİYE

1. Dörtlüklerden oluşur. Dörtlük sayısında sınır yoktur.
2. Kafiye örgüsü abab cdcd efef şeklindedir.
3. Her şey konu olabilir. Bunun için de çok yaygındır.
MEHLİKA SULTAN
Mehlika Sultan’a âşık yedi genç
Gece şehrin kapısından çıktı;
Mehlika Sultan’a âşık yedi genç
Kara sevdalı birer âşıktı
Bir hayâlet gibi dünya güzeli
Girdiğinden beri rü’yâlarına
Hepsi meshur, o muamma güzeli
Gittiler görmeye kaf dağlarına

Mehlika’nın kara sevdalıları
Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya Mehlika’nın kara sevdalıları
Baktılar korkulu gözlerle suya

Mehlika Sultan’a âşık yedi genç,
Seneler geçti, henüz gelmediler;
Mehlika Sultan’a âşık yedi genç
Oradan gelmeyecekmiş dediler

MANİ TİPİ KAFİYE
Dörtlükte birinci, ikinci ve dördüncü mısralar kafiyelidir, üçüncü mısra serbesttir..
aaxa
Ak tavuk almadın mı?
Kümese koymadın mı?
Kör olası gaynana
Sen gelin olmadın mı?



Halit Bilen
Değerli Vedat kardeşim;
ben her ne kadar serbest tarzda şiirler yazsam da hece şiirinin o güzelliğini ve güzel hece şiiri yazan arkadaşlarımızı imrenerek okumaktayım.Ben her hafta pazar günleri İzmir'de HANGAR CAFE RESTORANda şiir dinletisi yapmaktayım. burada bu konuda bende aynı bilgileri ve Nur İnci hamfendinin eklediği bilgileri hece yazan dostlarıma anlatmaktayım. Sizin örneklerinizi de notlarım arasına aldım. Lütfen bir dahaki sefere güzel dilimizin öz sözcüklerinin kullanılması hususunda ısrarımızı anlatın. Ben arapça mütercimim gerekirse bu konuda yardımcı da olurum. EMEĞİN İÇİN GÖZLERİNDEN ÖPÜYORUM, SEN BİTANESİN.


nur inci

DURAK

Hece ölçüsüyle yazılan şiirlerde, ahengi artırmak amacıyla mısralar belli yerlerinden ayrılır. Bu ayrım yerlerine durak (durgunlanma) denir.

1. Durak, ahenk sağlayan bir çeşit ses kesimidir.

2. Sözün gidişi zorlanmadan şiir okuyucusuna bir nefes payı bırakılmıştır.

3. Duraklarda kelimelerden ortalarından bölünemez. İyi bir durakta kelime mutlaka bitmiştir.

Not: Bir şiirde, bütün dizelerin durakları aynı olabileceği gibi, belli dizelerde farklı duraklar da kullanılabilir. Bir şiirin her dizesinde farklı duraklar kullanılmışsa, o şiir duraksız kabul edilir.

4. Hece ölçüsünde ikili, üçlü, dörtlü, beşli, altılı duraklar kullanılmıştır.

Kalıplar:
1. Hece ölçüsüyle yazılmış bir şiirde, bir mısradaki hece sayısı o şiirin kalıbıdır.

2. Hece ölçüsünde "ikili" den "yirmili" ye kadar kalıp vardır.

3. Türk şiirinde en çok kullanılan kalıplar yedili, sekizli, onbirli, ondörtlü kalıplardır.

Yedili kalıp:

Giderim-/yolum yaya 3+4=7'li hece ölçüsü
Cemâlin-/benzer aya
Eridim-/hayal oldum
Günleri-/saya saya

Sekizli kalıp:

Gel dilberim-/kan eyleme 4+4=8'li hece ölçüsü
Seni kandan-/ sakınırım
Doğan aydan / esen yelden
Seni gülden / sakınırım (Âşık Ömer)

Hece ölçüsünün on birli kalıbı:

İptida Bağdad'a / sefer olanda 6+5=11'li hece ölçüsü
Atladı hendeği / geçti Genç Osman
Vuruldu sancaktar / kaptı sancağı
İletti, bedene / dikti Genç Osman ( Kayıkçı Kul Mustafa )

Hece ölçüsünün on dörtlü kalıbı:

Başka sanat bilmeyiz / karşımızda dururken 7+7=14'lü hece ölçüsü.
Söylenmemiş bir masal / gibi Anadolu'muz
Arkadaş, biz bu yolda/ türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun / ayrılıyor yolumuz ( Faruk Nafiz Çamlıbel)

Duraksız şiir: (Hece ölçüsünün on birli kalıbı):

Bir düşünsen, yarıyı geçti ömrüm 11
Gençlik böyledir işte, gelir gider; 11
Ve kırılır sonra kolun kanadın; 11
Koşarsın pencereden pencereye 11 (Cahit Sıtkı Tarancı)




Ahmet Kutlu Ayyüce
değerli Nur İnci hocam, hece meraklısı,henüz şiirimsiler yazan bana ve bilgi birikime katkılarınız için çok teşekkürler.

Zekâi BUDAK
Vedat Bey,

Şiirle ilgili bazı teknik bilgilerin verilmesine gerçekten ihtiyaç var. Buna öncülük etmeniz ve işe hece şiiriyle başlamanız çok yerinde olmuş. Böylece sitemiz bir okul görevi de üstlenmiş ve zaman içinde bu görevi yerine getirmiş olacak.
Hece şiirinde uyak (kafiye) 'nin önemini ve çeşitlerini, redif ve cinasın niteliğini ve birbirlerinden farkını anlatan başlangıç yazınız için kutluyorum. Ve tabii ki bu bilgilerin hece şiiri yazmaya yeterli olmadığını hatırlatmak istiyorum. Hece şiiri, mısralarındaki hece sayısının eşit olduğu ve belli durakların gözetildiği, kafiyeli (uyaklı) bir şiir tarzı olup, hece sayısı bakımından farklı türlere (mani, koşma, taşlama vb.) sahip olduğunu, kafiye şemalarının da (düz, çapraz, sarmal vb.) çeşitlilik arzettiğini söylemek gerekir. Elbette bütün bunları bir yazının (veya bir dersin) konusu olarak verebilmek mümkün değil. Bu bakımdan, hece şiiriyle ilgili yazılarınızın devamının geleceğinden eminim. Ben burada, hece vezinli şiir yazmak isteyenlere, bu konudaki tüm bilgilere sahip olmadan deneme yapmamaya özen göstermelerini, aceleci davranmamalarını ve mevcut örnekleri çok okuyup iyi analiz etmelerini salık vermek istiyorum. Tabii bu arada iyi şiir yazabilmek için kişinin kelime hazinesinin de geniş ve zengin olması gerekmektedir. Dilin inceliklerini, gramer yapısını, özel deyişleri, şiveleri, tarihî, sosyal ve kültürel birikimleri, felsefe ve mantığı da çok iyi bilmek ve kullanabilmek, iyi şiir yazabilmenin temel şartlarıdır.

Sözü uzatmadan, çabanızı kutladığımı belirtir, devamını dilerim. Selâmlar…



Vedat Sümbül
Sevgili Dostlarım,
Soruları olan dostlarımızın sorularını yanıtlamaktan mutluluk duyacağım...
ayrıca konuya hakim olan üstadlarımızın da katkılarını bekliyorum...

Sevgiyle...



asım kısbet
Malum, şiir öylesine geniş bir derya ki, onu anlatmaya bırakın bir köşe yazısını, kitaplar yetmez.
Bu konuda bilgi alış verişini sürdüren cana canlara şükranlarımı sunarım

GÜLŞEN ŞENDERİN
Değerli Vedat Hocam, hece şiiri konusunda önemli bilgi aktarımlarınız için size sonsuz teşekkürler. Tüm şair dostlar için kalem yangılarıyla nice şiir açmaları …

SAYGILAR


ÜLKÜ AHISKA
Değerli Meslekdaşım ve bu konuda görüşlerini belirten şiir dostlarım.

Bir edebiyat öğretmeni olarak,verdiğiniz bilgileri beğeniyle okudum.
Gerçekten şiir, kağıdı kalemi çekip, aklına gelen duyguları yazmak değildir.
Harun Bey in dediği gibi hece şiirini yazmasını bilmeyen serbest nazımda da başarılı olamaz.
Bu kurallara uymanın yanında konu bütünlüğü de önemli.

Hece sayısı,uyak kafiye ye uyacağız diye,konudan uzaklaşıp
anlamsız duygu ve düşünceleri sıralamak da bizi şiir zevkinden uzaklaştırır.
Veya kafiye de uygunluk sağlıyacağız diye anlamsız kelimeler kullanmak da yerinde olmaz.

Çok isabetli bir konuya açıklık getirmişsiniz.Teşekkür ediyorum.
Ayrıca böylesine saygın ve kaliteli bir sitede sizlerle birlikte duygularımı paylalşmaktan çok mutluyum.
Nice güzel paylaşımlara...
Nice şiir dolu güzel günlere...
Selam sevgiler.

Ahmet Kutlu Ayyüce
Şair olmak zor iş, bilgi olacak, ilgi olacak, sevgi olacak...

Hepsinden önemlisi Anadili, onun muhteşem gizlerini iyi bileceğiz...

Özellikle hece demişsiniz...

Hece önemseyerek yazmaya çabalayan bir gariban Göktürkmen olarak, çok fırın ekmek yemek gerektiği bir kere daha anlaşıldı tarafımızdan...

Böyle yazılar beklediğimizi, bu gibi yazıların bir nevi şiir atölyesi görevi göreceği de kuşkusuzdur !

Teşeküürler, değerli Genel Yayın Yönetmenim hocam...

Harun Yigit
Sevgili Vedat, sen bir egitmensin elbette yazdiklarina katilmamak mümkün degil...
Ama su bir gercektir ki; hece siiri bir yada birkac sayfayla gecistirilecek kadar dar degil. Benim de burada sevgili siir yazan dostlarimiza, arkadaslarimiza kücük bir önerim olacak.
Hece siiri bilmeyen serbest nazim siir yazamaz!
Bu kouda bende bir öneride bulunmak istiyorum.
Cem Dilcin in "Örneklerle Türk Siir Bilgisi" TDK yayinlarindan yayinlanmis bir kitabini önermek istiyorum
Inaniyorum ki bu kitap sadece amatör olarak baslayanlara degil bu iste yol almislara bile cok büyük katkilar saglayacaktir.
Ileriki günlerde bu konuyla ilgili yine degisik önerilerim olabilir.
Emeklerine saglik sevgili Vedat
Sevgilerimle





ONLINE ÜYELER

Online üyeleri görebilmek için üye girişi yapmalısınız
Şu an sitede online 1549 kişi bulunmaktadır

ÜYE ALANI








Bilgilerimi Unuttum
Hesabınız Yok Mu?

GÜNÜN ŞİİRİ

HAFTANIN ŞİİRİ

GÜNÜN SÖZÜ

Hiç kimseyi bir düşünce ile, bir kelime ile ya da bir davranışla incitme; başkalarına karşı iyiliksever ve yardımsever ol; her zaman için geçerli olan iyi bunlardır. MAHABHARATA