KIBRIS TÜRK EDEBİYATI

Romancılığımız ve “Lamda”nın gizemi…
Ahmet Tolgay

Evet, bir Kıbrıs Türk edebiyatı vardır ve “romancılık” da bu edebiyatın en kısır dalıdır. Hikmet Afif Mapolar’dan sonra roman dalında dopdolu ve yıllar boyu performans gösterebilmiş kaç yazarımızı sayabiliriz?

Sevindirici olan durum şudur ki, yazma ve kitap üretme hevesi yükseldikçe, son yıllarda bu kısır dalın da meyvelerle yüklenmeye başladığına tanıklık ediyoruz. Yazarlıkta söz sahibi olanlarımız okuyucu kitlelerine ulaştıkça şanslarını bir de roman üretiminde denemeye başladılar. Çok güzel ve edebiyatımız adına umut verici bir gelişme…

Okuyucumuz hak edilen ilgiyi gösterdikçe romancılığımızın da gelişeceğine ve bu daldaki yapıtların giderek çoğalacağına kuşku duymuyorum. Ama bu dala heveslenenlerimizin de okuyucunun ilgisini kışkırtacak konulara, anlatım tarzlarına ve özgün bir üslûba özen göstermeleri gerekir. Olayın değişmez kuralı budur…


Romancılığımız
30.09.2017 Cumartesi

ve “Lamda”nın gizemi..
Ahmet Tolgay

Bu özenin yoğunlaştığı oranda dar sınırlarımızı aşıp başka coğrafyaların okuyucularına ulaşabilmemiz de mümkün olacaktır. Okuyucu, her zaman yeni, özgün ve keşfedilmeye açık konuların ve öykülerin açlığı içindedir. Marifet, bu açlığa hitap edebilmektedir. Romancılık günümüzde adeta sanatsal bir endüstriye dönüştü…

Her dile çevrilen ve milyonlarca satış yapan romanlar, bu bağlamda heves duyanlara, tarz ve içerik yönünden esin kaynağı oluşturabilecek ürünlerdir. Taklitten, şablonculuktan, kopyacılıktan mutlaka kaçınmalı…

Ama başarılı romanların sırrını çözümleyip o sırrı kendi çalışmalarımıza da uyarlayabilmeliyiz.Her başarılı romancı, tarzını belirlemeden önce, kendinden önceki başarılı romancıların yazım serüveninin analizini mutlaka yapmış ve bu analizden yararlanmıştır.
       
Ejdan Sadrazam’ın Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği Yayını, 446 sayfalık “Lamda” adlı romanını okurken, genç yazar dostumun sözünü ettiğim bu analizi yeterince yaptıktan sonra kaleme sarıldığını satır satır gözlemledim. Gizem, entrika, gerilim, iyilik, kötülük, dostluk, düşmanlık, aşk ve şehvet tezgâhında dokuduğu uzun soluklu ilginç bir öyküyü okuyucusuyla buluştururken, günümüz romancılığının bir Kıbrıslı konseptini yakalamayı başardı. Nasıl mı? Kıbrıs’ın insan ve tarihi – geleneksel dekor manzaralarını öyküsünün alt yapısına yerleştirerek. Bu alt yapı, Kıbrıs tadında bir edebiyat üretiminin temelini oluşturdu. Ama o temel yeterli mi?..

Bu kadar fazla uzatılmış bir öyküyü, Sadrazam’ın engin bir zenginlik olan Kıbrıs’ın tarihiyle daha fazla besleyebileceğini de düşündüm son sayfaya geldiğimde…

Örneğin, bazı gereksiz bölümleri feda ederek bunu yapabilirdi. Beni bu düşünceye yönelten de, eş zamanda okuduğum Ahmet Ümit’in “Patasana”sı ve Dan Brown’ın “Cehennem”i oldu…

Ahmet Ümit “Patasana”ya, paralel gelişen iki romanı ustaca yerleştirerek hem günümüzün trajik Anadolu olaylarını irdeledi ve hem de bir Anadolu uygarlığı olan Hititlerin tarihine ilişkin ayrıntılı sunumlar yaptı.Dan Brown ise gerilimli “Cehennem” romanını rönesansın yarattığı Floransa tarihinin ve açık müzesinin üstüne resmen oturttu…

Ejdan Sadrazam’ın yazar duyarlılığıyla o romanları da incelediğinden eminim. Ne var ki, o romanlardaki yoğun ve öğretici tarih anlatımına nedense yönelmedi. Bu özeni gösterseydi dış dünyaya sunabileceğimiz kapasitede, tümüyle Kıbrıs’a özgü bir yerel romanımız olacaktı.Ama şu gerçeğin de altını mutlaka çizmeliyim: Ahmet Ümit ve Dan Brown gibi best seller yazarlar profesyonel ekiplerden destek alırken, bizim yazarlarımız üretimlerinde kendi yağlarıyla kendi ciğerlerini kavurmaktadırlar. Dört başı mamur bir Kıbrıs romanı için ekip çalışmasını denesek nasıl olur?..

Sanıyorum Ejdan Sadrazam’ı bu romanı yazmaya tetikleyen, 1927’den kalma o yıpranmış fotoğrafla buluşması oldu. Kitapta da yer alan bu fotoğrafta güzeller güzeli Müslüman bir kız çocuğunun süslenmiş cesedi bir tabutta tüm masumiyetiyle yatmakta, tabutun başında da kızın annesi olduğunu çağrıştıran orta yaşlı, kara çarşaflı bir kadın durmaktadır.Romanın baş kahramanı tarih profesörü Bahadır, kısa süre önce bir trafik kazasında eşi Sevda’yı kaybetmiştir. Aynı kazada yaralanan küçük kızı Laden de, hastanede tedavi altındadır. Fotoğraftaki kız, Laden’in tıpatıp aynısıdır. Fotoğrafın altındaki “lamda” simgesinin anlamını çözmek genç akademiysen için dostlarıyla birlikte kaçınılmaz bir meraka dönüşür. Simge bilimci İstanbullu profesör Enver Pala’yı ve onun tarihçi eşi Nevin Hanım’ı da yardıma çağırarak ülke genelinde bir araştırmaya giriştiklerinde, Kıbrıs’tan da geçmiş olan Hitit uygarlığının ürpertici bir gerçeğiyle yüzleşirler. Bu gerçek, genç kızların buluğ çağında Tanrılara törenle kurban edildiklerine dairdir.Akademisyen ekip “lamda” simgesinin altındaki sırlara ve entrikalara eğildikçe, olayla ilgili seri cinayetler başlar…

Yanıtlanması  gereken sorular birbirine eklenir…Güzel akademisyen, seks makinesi Begüm’ün bu gizemli süreçteki rolü nedir?.. MİT ve CIA gibi istihbarat örgütleri neden devrededir?..

Olayların başındaki trafik kazasının aslında komplocu bir cinayet düzeneği olduğu ve yaralı küçük kız Laden’in de, antik dönemlerin Tanrılarına kurban edilmek üzere Hititler’den beri var olan, “lamda” simgeli tehlikeli bir tarikat tarafından seçildiği anlaşılır. Bu sonuca varılması geç mi olmuştur? Çünkü hastanedeki küçük yaralı kız, tarikatçı teyzesi tarafından yurt dışına kaçırılmıştır…Peki, o tehlikeli Hitit kalıntısı tarikatın elinden onu kurtarmak mümkün olabilecek mi? Bu soruma yanıt oluşturacak ikinci cilt bir “Lamda” romanını Ejdan Sadrazam herhalde yazacaktır...

Eğer öyleyse, içten dileğim; o ikinci cilde Kıbrıs tarihi ile geleneksel objelerimizin çok daha derin ve ayrıntılı bir alt yapı oluşturmasıdır…

Ahmet Tolgay

 

 

 

/v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=3852&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4109&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4913&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5009&catid=68&Itemid=248 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5354&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5497&catid=67&Itemid=247

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ Devamını Oku

Sokakta Sanat Var

Sokakta Sanat Var “Sanata Dokunuyoruz” Devamını Oku

Bodrum Müzik Festivali

Bodrum Müzik Festivali Devamını Oku

Sanatta ‘Hareket’ var

Sanatta ‘Hareket’ var Devamını Oku

Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu”

                           Cogitationis Poenam Nemo Meret KÜLTÜR SANAT  SİNEMA MÜZİK MODA  VASA VANA PLURİMUM SONANT  Sayfa no: 1  2  3    Antalya Film Festivali “Ödüller sahiplerini buldu”     Türkiye'nin sinemadaki en uzun soluklu festivali 54'üncü Uluslararası Antalya Film Festivali'nde 'En Devamını Oku

Kara Sevda Emmy aldı

Kara Sevda Emmy aldı Devamını Oku

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ Sokakta Sanat Var Bodrum Müzik Festivali Sanatta ‘Hareket’ var Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu” Kara Sevda Emmy aldı
Online üyeleri görebilmek için üye girişi yapmalısınız

RADYO ŞİİR SANATI

Fortis et Liber

SANATIN ve DOSTLUĞUN ADRESİ

İSTEK YAP   İSTEK OKU   DUYURU

ATATÜRK KÖŞESİ

SİTEYE GİRİŞ

DOĞRU YAZMA SANATI

EDEBİYAT ATÖLYESİ


Labor Omnia Vincit

EDEBİYAT
 
ATÖLYESİ   

SANAT ATÖLYESİ

ŞİİR FALINIZ

HAFTANIN YAZISI

ATIŞMALAR

 

ATIŞMA

Gelin Hep Beraber
Bir Dörtlük de Siz Yazın

Atışma Şiir Nedir?

Diğer Atışmalar

GÜNÜN İNCİLERİ



GÜNÜN İNCİSİ

Nilüfer Sarp
KUDÜS

GÜNÜN İNCİSİ

Samim İĞDE
✓ ARADIM ✓

 Diğer Günler

GÜNÜN SEÇKİLERİ

HAFTANIN SEÇKİLERİ

AYIN SEÇKİLERİ

YILIN ŞİİRİ / ŞAİRİ

Yılın Serbest Şiiri

Muharrem Küçük
Ötzi

 

Yılın Hece Şiiri

Hüsnü Özdilek
Söz

Önceki Yıllar

SEÇKİ ÖLÇÜTLERİ

SİTE KURALLARI

ÜYE KİTAPLARI

GİRNE - K.K.T.C. ÖZEL

GEÇMİŞ ZAMAN

SON ÜYELER

ÖZLÜ SÖZLER

"

Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız. Dr. Albert CAMUS

"


MAKALE

Geçmişten bu güne
15.12.2017                

 





...

Devamı...    

                     Tum Makaleler                    

ÖYKÜ


Dalgalarin sesİnde yİne o
13.12.2017                .

.
Dalgın , düşünceli adımlıyordu sahili . Saçlarına kırlar düşmüş , alnında yaşanmışlığının izleri yer almış , öm ...

                                                   
Devamı...

                     Tum Oykuler                    

 

DENEME

Güvercin takla
12.12.2017                  .

Spor olarak yapıldığı zaman güzeldir takla atmak. Orta Okul ve Lise yıllarında da bir çoğunuz beden derslerinde yapıp takla hareketini, on...

                                                                       Devamı... 

                     Tum Denemeler