Kıbrıs Barış Harekatı'nın 42. yıl dönümü

  Unutmayacağız
   20 Temmuz 2016

 Limasol Türk Bölgesi düşerken

  Ahmet Tolgay

Dr. Ayten Salih Berkalp, Türkiyeli Sancaktar’ın ve Kıbrıslı Serdar Ziya Rızkı’nın devre dışı kalmasından sonra Limasol direnişinde özel emirle “Sancaktar”lık konumuna getirilen ilk ve tek Türk kadınıdır. Dr. Ayten, KTTB adına halen yazımını sürdürdüğüm “Dr. Ayten’in Romanı” adlı yaşam öyküsünde, 1974 Temmuz’unda Limasol’da olanları da çok ayrıntılı ve bilinmeyen yönleriyle ilk kez bizlerle paylaşmaktadır. Kuzey’de Türk Barış Harekâtı sürerken 20 Temmuz 1974 günü Limasol Türk Bölgesi’nin 12 saatlik beyhude bir direnişten sonra nasıl düştüğünü ondan dinleyelim:

“…Saat tam 08.00‘de beş gündür beklenen Rum saldırısı başladı. Bir taraftan denizden hücumbotlarla, diğer üç yönden de yüksek bina ve fabrikalardan Rum silahları üzerimize ateş yağdırıyordu. Mücahitler bir süre beklediler. Ateş durmayınca onlar da karşılık vermeye başladılar. Dört bir taraftan makineli tüfek sesleri yankılanıyordu. Daha önce de Limasol’da çarpışmalar olmuştu, ama bu seferki çok farklıydı. A4’ler, A6’lar, bazukalar, havanlar, vurduğu yerde parçalanıp dağılan dum dum kurşunları ve roketlerle etraf ana baba gününe döndü. Hastanemiz de kurşun yağmuru altındaydı. Bir ara dama düşen bir roketle sarsıldık, ama roket patlamadı. Ateş altındaki ameliyathaneyi hemen arkadan karşı kahvehanenin zemin katına taşıdık. Cerrahi ekip oraya giderek ameliyathaneyi düzenledi.Daha yarım saat geçmeden ilk yaralımız Salih Ali getirildi. Boyun bölgesine bazuka mermisi isabet etmişti ve trakea (nefes borusu) açıktı. Hemen yarayı kapadık, ama akciğerler kollaps olmuştu. Yaralarını pansuman yapıp tedaviye aldık. Ne var ki onu birkaç saat içerisinde kaybettik. İkinci getirilen mücahidimiz Selim başından yaralanmış, beynin bir bölümü ezilmişti. Onu da kısa bir sürede kaybettik. Mücahitlerden Aygın, omurgasından ve bacağından yaralanmış ve maalesef iki bacağı da felç olmuştu…

"Yaralılar sel gibi akıyordu küçücük hastanemize... Ben ekibimle gelen her yaralıyı karşılıyor, ya ameliyathanedeki cerrahlara gönderiyor, ya da yaralarını sarıp biz kendimiz tedaviye alıyorduk. Çoğuna önce serum, sonra kan torbası takmak gerekiyordu. Kan vermek için gönüllü kadınlarımız sıraya girmişti. Kadınlarımızdan biri ‘al kanımı Ayten Hanım, al, iki kolumdan hepsini de al! Yeter ki mücahit yaşasın’ diyordu.

Birkaç saat geçmeden yataklarımız dolmuştu. Bu kez yatakların sağına, soluna dahi yere attığımız battaniyelere yatırdık yaralılarımızı. Bazı hafif yaralıları ilkyardımdan sonra, yan taraftaki kahvehaneye yatırmaya başladık. Şehit durumunda gelenler de vardı. Kurşun yağmurundan ötürü onları poliklinikte ayırdığımız morg odasına götüremedik. Ortada da bırakamazdık. Şehitleri, kendi başhekim odamda toplamaya başladım. Şehit sayısı birkaç saat içinde 8’i bulmuştu. Anahtarımı bir erkek hastabakıcıya vererek, getirilen şehitleri odamda toplatmaya devam ettim. Ameliyat masasında da ölenler vardı. Akşama kadar şehit sayısı 17’i buldu..

Yavaş yavaş hastane kalabalıklaşmaya başlamıştı. Yaralı getiren mücahitler mevzileri düştüğü için artık geri dönmüyorlardı. Zaten tüm mevziler orantısız ve çok ağır saldırılara dayanamayarak teker teker düşmeye başlamıştı. 11.30’da sözde B.M. aracılığı ile ateşkes ilan edilmiş, ama Rumlar sadece havan topu atışlarını durdurmuş, makineli tüfek atışlarını sürdürüyorlardı. 13.30’dan itibaren halkın bir kısmı kubbeli çeşmenin yanındaki B.M. binası civarında toplanmaya başladı. Milletvekili Ziya Rızkı da oradaymış. B.M. binasının alt kısmını hemen bir çalışma odası olarak düzenleyerek oraya yerleşmiş. Bir ara Sancaktar da oraya gitmiş. ‘Hemen hemen tüm mevzilerimiz düştü. Mücahitler ve halk perişan durumda. Artık yaralılar bile hastaneye taşınamıyor. Teslim olmaktan başka çare yok’ demiş. Sonra da Limasol sancağını aldı, Sancaktar Yardımcısı ve Dal 2 ile birlikte bir B.M. zırhlısına girerek İngiliz Üsleri’ne gitmek üzere bölgeden ayrıldı.

Artık atışlar  gelişigüzeldi. Park ve Arnavut bölgesindeki evlerini terk eden halk, hastane bahçesinde toplanmaya başlamıştı. Yan ve arka tarafımızdaki evlerden bazıları alevler içinde yanıyor, itfaiye kurşun yağmuru altında yardıma gelemiyordu. Ben, Sancaktar’ın gittiğini öğleden sonra, Ziya Bey’in hastaneye yolladığı bir mücahitten öğrendim. Zaten bir süre sonra Kubbeli Çeşme’ye toplanan halk da orada duramamış hastaneye doğru çekilmeye başlamıştı. Artık hastane içinde değil yürümek, kımıldayacak yer dahi kalmamıştı. Biz 9 -10 doktor, 15 personel ve aramıza ilk yardım görevlisi olarak katılan 20 gencecik liseli kızımız çaresiz, yorgun, aç ve perişandık. Hastane bahçesi ve Arnavut Camii önündeki şehitlik dahil binlerce Limasollu ile dolmuştu.

Akşam saat 8‘de Rum askerlerinin bizleri teslim almaya geldiklerini gördüm. Daha doğrusu önce ‘Bello Turko, Şillo Turko’ (Deli Türkler, Köpek Türkler) diye bağrıştıklarını duydum. Dışarı çıktığımda dipçiklenen, itilen, dövülen. sövülen halkı gözlemledim bir süre üzüntüyle. Aralarında Ziya Rızkı’nın da olduğu 20 - 25 kişilik küçük bir grubun elleri başlarının üzerinde, askerler arasında Rum bölgesine götürüldüklerini uzaktan izledim. Sonra halkın da gruplar halinde yine aynı istikamete gitmek için zorlandığını gördüm.

Derken bir kaynaşma oldu. Albay rütbesindeki Rum komutan hastane önüne geldi… Türk bayrağını bir Türk’e silah zoru ile yaktırdılar. O yakılan bayrak albayın arabasının arkasına asılarak ve yerlerde süründürülerek götürüldü. Atatürk Anıtı ise tüm darbelere karşın yıkılmamakta direniyordu

Limasol’un Türk bölgesi kan ve acı içinde düşmüş, hayatta kalabilen insanları da tümden tutsak olmuştu.”

 Orijinal metni görmek için tıklayınız

 

 

  

 

 

 

/v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4913&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5009&catid=68&Itemid=248 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5354&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5497&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=8156&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=8162&catid=67&Itemid=247

Bodrum Müzik Festivali

Bodrum Müzik Festivali Devamını Oku

Sanatta ‘Hareket’ var

Sanatta ‘Hareket’ var Devamını Oku

Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu”

                           Cogitationis Poenam Nemo Meret KÜLTÜR SANAT  SİNEMA MÜZİK MODA  VASA VANA PLURİMUM SONANT  Sayfa no: 1  2  3    Antalya Film Festivali “Ödüller sahiplerini buldu”     Türkiye'nin sinemadaki en uzun soluklu festivali 54'üncü Uluslararası Antalya Film Festivali'nde 'En Devamını Oku

Kara Sevda Emmy aldı

Kara Sevda Emmy aldı Devamını Oku

Dünya Dans Günü.

dünya dans günü Devamını Oku

72'nci Cannes Film Festivali

72'nci Cannes Film Festivali Devamını Oku

Bodrum Müzik Festivali Sanatta ‘Hareket’ var Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu” Kara Sevda Emmy aldı Dünya Dans Günü. 72'nci Cannes Film Festivali
Online üyeleri görebilmek için üye girişi yapmalısınız

RADYO ŞİİR SANATI

Fortis et Liber

SANATIN ve DOSTLUĞUN ADRESİ

İSTEK YAP   İSTEK OKU   DUYURU

ATATÜRK KÖŞESİ

ÜYE OL - SİTEYE GİRİŞ

DOĞRU YAZMA SANATI

EDEBİYAT ATÖLYESİ


Labor Omnia Vincit

EDEBİYAT
 
ATÖLYESİ   

SANAT ATÖLYESİ

ŞİİR FALINIZ

HAFTANIN YAZISI

ATIŞMALAR

 

ATIŞMA

Gelin Hep Beraber
Bir Dörtlük de Siz Yazın

Atışma Şiir Nedir?

Diğer Atışmalar

GÜNÜN İNCİLERİ



GÜNÜN İNCİSİ

tülay aslan
KÖR AŞIĞIMA

GÜNÜN İNCİSİ

Harika Ufuk
MERSİN GÜZELLEMESİ

 Diğer Günler

GÜNÜN SEÇKİLERİ

HAFTANIN SEÇKİLERİ



Haftanın Şiiri

Cevat Çeştepe
Kavuşmalar



Haftanın Hece Şiiri

Murat Gökçe  
İSTEMİYORUM

Diğer Haftalar

AYIN SEÇKİLERİ

YILIN ŞİİRİ / ŞAİRİ

SEÇKİ ÖLÇÜTLERİ

SİTE KURALLARI

ÜYE KİTAPLARI

GİRNE - K.K.T.C. ÖZEL

GEÇMİŞ ZAMAN

SON ÜYELER

ÖZLÜ SÖZLER

"

En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. ATATÜRK

"


MAKALE

Teslimiyet 10
19.10.2019                

Görüldüğü gibi sömüren sistem iç...

Devamı...    

                     Tum Makaleler                    

ÖYKÜ


Mavİden ve en asİsİnden bİr d
19.10.2019                .

.
‘’…acıdan güven duygusu yaratan bir yarın ki hayatın diyalektiğine ilişkin bir arif bilgisidir. Sonsuzluğu gören insanın, ke ...

                                                   
Devamı...

                     Tum Oykuler                    

 

DENEME

Sihirbaz
18.10.2019                  .

Mavi bulut. Asi eksen. Sevdalı bir mizansen katıksız gözyaşı. Diril gölgeler Tevazu mağduru sevdalar Göğe konuşlu kompartıman. M...

                                                                       Devamı... 

                     Tum Denemeler