Hayat bu değil

Kan ve Can
Turgay Coşkun

Sadece makas sesi duyuluyordu minicik işyerinde. Maharetli ellerde açılıp kapanması belli bir ritimde olduğundan; radyosu bile olmayan, sıvaları dökülmüş, aynaları çatlak ve kirli dükkânda müzik dinleme gibi bir haz da veriyordu doğrusu makasın metalik sesleri.

Berber sıkça nefes alıyor, gözlüklerinin altından da çevresine bakınıyordu korkulu gözlerle.

Koltuğunda tedirgindi genç adam. Aynı tedirginlik berberde de vardı. Müşteri, koltuğun yan taraflarına sıkı sıkı yapışmış, ustaysa etraftan birilerinin gelip gelmediğini takip ediyordu hissettirmeden. Genç adamın belindeki tabanca ise ayrı bir ürperti nedeniydi görenlere.

-Daha ne kadar devam edecek bu kan davası? Kaç can gitti sizden de diğer taraftan da… Evladım bak şu hale; koltukta nasıl da tedirginsin. Yürek sesin kapıdan duyulacak nerdeyse.

-Bu konuya girmeyelim. Bırak saç kesmeyi usta. Kalkıyorum ben. Zevkimin içine ettin.

Öfkeyle kalktı koltuktan. Döndü şaşkınlık içindeki berbere:

-Bir daha fikir yürütme. Senin için iyi olmaz babalık.

Yüz kasları gizli bir öfkeyle hareket etti berberin; ama ses etmedi. Hatta memnundu müşterinin kalktığına. Dışarıdan bir saldırı olsa kendisi de kurşunu yerdi.

Adam çıktı dükkândan hışımla. Belki de yedi göbek ötelerden, nedenini hiç kimselerin bilmediği bir kan davasının taraflarındandı. Vurmuşlar, vurulmuşlardı. Ölmüşler, öldürmüşlerdi. Kim kime denk gelirse…

Bir sigara yaktı. Takip edilip edilmediğine baktı. Uzun boylu, esmer tenli, pala bıyıklı bıçkın bir gençti. Taşı sıksa suyunu çıkarırdı. Üniversitede okuyordu; ama orada bile tedirgindi. Bayram tatiline gelmişti kasabaya. Derin
nefesler çekiyordu sigarasından ve yürümeye devam ediyordu kara kara düşünerek. Ölmeleri hazmetmişlerdi; ama kız kardeşinin tecavüze uğramasını asla kabullenememişlerdi aile olarak. Pazara yöneldi.

Keskin çığlıkları duyuluyordu pazarcıların. Müşteri çekmek için bağırdıkça bağırıyorlardı. Eve bir şeyler almalıydı. Arabası elli metre kadar ilerideydi. Tezgâhlara yaklaştı. Durdu bir yerde ve fiyat sormak istedi. Pazarcı, bayan müşterisiyle ilgileniyordu. Dönüp göz ucuyla baktı şık giyimli bayana. Şaşkınlık aktı yüzünden o an. Bu kadar büyük fırsat olamazdı. Hasım ailenin en güzel kızıydı yanında duran. İrkildi, titredi; elini beline attı ve silahı sezdirmeden çıkarıp kızın yan tarafına dayadı namluyu.

-Çaktırmadan, sessizce önden yürü. Hiç sesini çıkarma. Basarım tetiğe.

Kızın çaresizliği okunuyordu gözlerinden. Düştü adamın önüne. Sendeliyordu korkudan genç kız. Başına gelecekleri düşündükçe ürperdiği çok belliydi. Sık sık nefes alıp veriyor, göğüsleri yerinden fırlayacakmış gibi inip kalkıyordu.

Genç adam daha hızlı olmasını söyledi sertçe. Arabasının kapısını açtı ve itercesine bindirdi arka koltuğa. Direksiyona geçişi, arabayı patinaj yaptırarak kaldırışı saniyeler içinde gerçekleşti. Dikiz aynasından süzüyordu için için ağlayan kızı. Sert bir ifadeyle seslendi:

-Gideceğimiz yerde ağzını açarsan, bağırırsan, zorluk çıkarırsan beynini mermiyle doldururum. Seni öldürmek istemiyorum. Biraz işimiz olacak ve sonra seni evine kadar bırakacağım.

-Ne olur bırak beni… Yapma kulun, kurbanın olayım. Kimseye bir şey demem. Yemin ediyorum sana.

-Abin bacıma aynı şeyleri yaparken mutlaka bacım da yalvarmıştı değil mi?

-Babam abimi çok dövdü. “Mertçe değil bu!” dedi. Ne olur yapma!


Genç adam hızla ormanlık alana sürüyordu arabayı. Ağaçların arasından girdi ve indi arabadan. Az öteleri uçurumdu. Arabayla gidemezlerdi. Bir süre baktı arka koltukta feryatla ağlayan kıza. İçinden “Çok da güzel ve masum bir kız. Yazık olacak kıza; ama mecburum” dedi. Arka kapıyı açtı; kızı koltuktan sürükleyerek indirip yere fırlattı. Kucaklayıp sonra; az ilerdeki çimenlere bıraktı. Kalkmak istedikçe tokatlıyordu

Yediği tokatlardan bitkin düşünce sustu genç kız. Artık kaderine razıydı. O, ne kadar mahzunlaştıysa genç adam da o derece vahşi hale gelmişti. Parçalıyordu kızın giysilerini. Öyle bir öfke seliydi ki bu; üzerinde hiç bir şey kalmadığı halde, hala parçalamak için bir şeyler arıyordu kızın üzerinde.


Öfke dinmiyordu. Ayakta durdu bir süre. Tepeden baktı çırılçıplak kalmış kıza. İçinde hiçbir arzu yoktu; sadece derin ve bitmez bir intikam ateşi yanıyordu alev alev yüreğinde. Vahşice atıldı kızın üzerine.

O, “Yapma!” dedikçe ısırıyor, hırpalıyordu. Geniş avuçlarını omuzlarına bastırdı genç kızın. Gözlerini kapatmıştı çoktan kurbanlık koyun gibi. “Bacıma karşılık sen! Hatta diğer bacın, hatta anan!” diye soluyordu vahşicesine. Oysa kız artık hiç bir şey duymuyordu. Adamın kendisine sahip olup olmadığını bile hissedemiyordu. Avuçlarıyla çimleri tutmuş yoluyordu kaderine isyan edercesine.

Adam daha hiç bir şey yapmamıştı. Aslında her şeyiyle hazırdı. Gözleri kapalı ve sadece hıçkıran kıza baktı bir kez daha ve avuçlarıyla daha da omuzlarına bastırarak doğruldu. Tamamen çaresizdi artık kız ve bekliyordu kaçınılmaz sonu. Adamın üzerinden kalktığını bile fark etmemişti. Tüm gücüyle toprağa batırdı tırnaklarını.

-Kalk hadi! Kalk! Arabanın anahtarı burada… Giyin ve git hemen. Söyle babama! “Son kurban oldu oğlunuz” de. Vebal attığımı söyle. Bitirmezlerse bu kan davasını kemiklerimin sızlayacağını söyle!

Hızla koştu uçuruma…

Genç kız o son anları ancak izleyebilmişti; bu kez adam için döktüğü gözyaşlarıyla…

Turgay  Coşkun

 

 
 

 

/v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4913&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5009&catid=68&Itemid=248 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5354&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5497&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=8156&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=8162&catid=67&Itemid=247

Bodrum Müzik Festivali

Bodrum Müzik Festivali Devamını Oku

Sanatta ‘Hareket’ var

Sanatta ‘Hareket’ var Devamını Oku

Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu”

                           Cogitationis Poenam Nemo Meret KÜLTÜR SANAT  SİNEMA MÜZİK MODA  VASA VANA PLURİMUM SONANT  Sayfa no: 1  2  3    Antalya Film Festivali “Ödüller sahiplerini buldu”     Türkiye'nin sinemadaki en uzun soluklu festivali 54'üncü Uluslararası Antalya Film Festivali'nde 'En Devamını Oku

Kara Sevda Emmy aldı

Kara Sevda Emmy aldı Devamını Oku

Dünya Dans Günü.

dünya dans günü Devamını Oku

72'nci Cannes Film Festivali

72'nci Cannes Film Festivali Devamını Oku

Bodrum Müzik Festivali Sanatta ‘Hareket’ var Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu” Kara Sevda Emmy aldı Dünya Dans Günü. 72'nci Cannes Film Festivali
Online üyeleri görebilmek için üye girişi yapmalısınız

RADYO ŞİİR SANATI

Fortis et Liber

SANATIN ve DOSTLUĞUN ADRESİ

İSTEK YAP   İSTEK OKU   DUYURU

ATATÜRK KÖŞESİ

ÜYE OL - SİTEYE GİRİŞ

DOĞRU YAZMA SANATI

EDEBİYAT ATÖLYESİ


Labor Omnia Vincit

EDEBİYAT
 
ATÖLYESİ   

SANAT ATÖLYESİ

ŞİİR FALINIZ

HAFTANIN YAZISI

ATIŞMALAR

 

ATIŞMA

Gelin Hep Beraber
Bir Dörtlük de Siz Yazın

Atışma Şiir Nedir?

Diğer Atışmalar

GÜNÜN İNCİLERİ

GÜNÜN SEÇKİLERİ

HAFTANIN SEÇKİLERİ

AYIN SEÇKİLERİ

YILIN ŞİİRİ / ŞAİRİ

SEÇKİ ÖLÇÜTLERİ

SİTE KURALLARI

ÜYE KİTAPLARI

GİRNE - K.K.T.C. ÖZEL

GEÇMİŞ ZAMAN

SON ÜYELER

ÖZLÜ SÖZLER

"

En iyi iyinin düşmanıdır..    VOLTAİRE

"


MAKALE

Anlamak gerek 8
18.11.2019                

Bu tür koordinasyon (eşgüdüm) ortaya koyucu oluş eğilimleri ...

Devamı...    

                     Tum Makaleler                    

ÖYKÜ


TopraĞim
17.11.2019                .

.
Mevsimi yeni öğüttüm, anne belki de yel değirmenlerinden kaçarken düştüm tuzağa. İçimin mimarı hangi duygu ise peyda olan ve ...

                                                   
Devamı...

                     Tum Oykuler                    

 

DENEME

Komşu komşunun külüne muhtaç
18.11.2019                  .

Durun canım hemen kızmayın bana başlığı görüp de. Komşuluk tabi ki çok güzel bir olgu hakkını vererek yapıldığı zaman. Sevgili Pey...

                                                                       Devamı... 

                     Tum Denemeler