Yalnızlık
Kâbusu
Fatma Dokuyucu

Yine o günlerden birini yaşıyorum; yine karamsar, yine umutsuz…
 
Gözlerimi açmamla birlikte, yüreğimin üzerine garip bir ağırlık konmuştu. Tahmin etmeliydim bir şeylerin ters gideceğini.
 
Böyle bir güne uyanmıştım işte! Tedbir amaçlı da olsa, güne güzel başlamaya karar vermiştim. Kalkar kalkmaz kahve yapmıştım kendime. İçimdeki kıyamet alametlerinin habercilerini, her yudumla birlikte, az da olsa susturmayı başarmıştım öylece.

Kahve beni bu dünyada en sakinleştiren maddeydi. Bu sabah da müthiş etkisini esirgememişti benden. Kahvaltıya oturmuştum sonra. Lokmalar zor iniyordu boğazımdan… Apaçık ortadaydı artık. Günün kendisinde vardı bir uğursuzluk. …

Kabul etmek istemiyordum aslında. Bu nedenle sofrayı topladım ve ardından yatağıma geri döndüm. Erkendi henüz. Bugünle ilgili bir programım da yoktu. Boş boş geçecekti saatler. “Bu günü dinlenerek değerlendireyim” diye karar verdim içimden..

“Dinlenmek” sihirli bir sözcüktü. Kulağıma hoş gelen ve söylendiğinde bile bir yudum huzur veren… O kadar ihtiyacım vardı ki buna…
 
Odamın yolunu tuttum ve çok düşünmeden uzandım yatağıma. Gözlerimi kapatmak, duygularımı yüreğimin kara kutusuna kilitlemek, kulaklarıma “Dışardan gelen sesleri dinleme!” talimatı vererek uykuya dalmak, sabırsızlıkla beklediğim şeylerdi şu an.
 
Bir şey unutmuştum. Sonra gelmişti aklıma. Hayallerimi sınırlandırmamıştım. Duygularımın çerçevelediği hayaller, meydanı boş bulunca birden coşmuşlardı..
 
Kendimi birden uzun bir koridorun başında buldum. Nasıl gelmiştim buraya? Garip bir ışıklandırma vardı. Tavanda asılı duran, gecen yüzyıldan kalma, tozlu cam avizelerden mat bir aydınlık sızıyordu boş odaya. Yerde paradoks bir morluk… Halı mıydı ya da yüzyılların kirlettiği beton muydu yerdeki? Duvarlar, pas rengini hatırlatan kızılımsı tonlarda…
 
Üstelik çok soğuktu. Sabah giydiğim şort ve tişörtle, karlar içine atılmışçasına titriyordum.
Ürkmüştüm. Nerden geldiğini göremediğim, buzdan bir nefesti ensemde hissettiğim. Donup kalmıştım.
 
Benden başka kimseler yoktu; kirli, pas rengi bu cehennemde. Göğüs kafesimin her kemiğini acıtarak delice çarpıyordu kalbim. Nabzım korkunç yükselmişti. Sesini duyuyordum damarlarımda akan kanın. O bile kaçmak istiyordu bu lanet yerden.
 
Soğuk terler akıyordu üşüyen bedenimden. Korkuyordum… Sakinleşmeli, bu korkuya teslim olmamalıydım.

Burada olmamın bir nedeni olmalıydı mutlaka. O nedeni öğrenip, buradan çıkış yolunu bulmam gerekiyordu bir an önce. Yürümeye başladım, içimdeki koşma arzusunu bastırarak.
Dikkatli olmalıydım. Algılarım keskinleşmişti. Yerdeki karıncanın ayak seslerini dahi duyuyordum.
 
Nihayet varmıştım siyah bir kapının önüne. Ne yapmalıydım şimdi? Kendiliğinden açılmasını mı beklesem ya da kendim mi açsam?
 
Bir kaç dakika bekledim. Açan olmadı kapıyı.
 
Burada durdukça sinirlerim daha da bozuluyordu. Soğuktan parmak uçlarım bile morarmıştı. Bir şeyler yapmalıydım donmamak için..
 
Kapıyı açınca, önümde biten görüntüyle sarsıldım yeniden. Bir mezarlığın giriş kapısıydı. Dönmek istiyordum. “Git buradan! Durma! Arkanı dön ve koş geldiğin yere doğru!” diye haykırıyordu içimdeki ses..

O an yeniden hissettim o buz gibi nefesi. Ayrıca, beni mezara doğru iten buzdan parmaklar.
Düşmek üzereydim. Öylesine kararlı ve şiddetliydi ki beni yönlendiren güç; Zor sağlıyordum dengemi.
 
Bağırsam ne olurdu acaba? Karşı koyup yere yığılsam? Mümkün değildi.  Hissediyordum. İçimdeki ses, yolun sonuna geldiğimi fısıldıyordu.
 
O an çekildi sırtımdaki soğuk eller ve şafağı aydınlatan güneşin ışıltılarıyla izliyordum önünde durduğum mezarı. Mermerdendi ve öbür mezarlara benzemiyordu. Ne çiçek ekilmişti üzerine ne de ot bitiyordu dibinde. Korkunç bir yalnızlık yankılanıyordu etrafında.
 
Mezarın içinden mi geliyordu yoksa birdenbire hissettiğim bu tarifsiz acı? Mezar taşındaki yazıyı okumamla birlikte, aktı gözümün yaşı ve kalktı ruhumun üzerine çöken ağırlık.
 
Mezar taşında yazılan; ölüm tarihim ve adımdı…
 
Son hatırladığım, yere düşüşümdü. Kimsenin tutmayışıydı düşerken. Kimsenin umurunda olmayışımdı. Yalnızlığımdan ve acılarımdan kurtulamamanın acısıyla kahroluşumdu.
 
Kaybetmiştim kendimi…
 
Çok sonra açtım gözlerimi. Odamdaydım; yatağımın üzerinde.
 
Yalnız ve hâlâ o rüyanın etkisinde…

Fatma Dokuyucu

 

 
 
 

 

/v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=3852&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4109&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4913&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5009&catid=68&Itemid=248 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5354&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5497&catid=67&Itemid=247

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ Devamını Oku

Sokakta Sanat Var

Sokakta Sanat Var “Sanata Dokunuyoruz” Devamını Oku

Bodrum Müzik Festivali

Bodrum Müzik Festivali Devamını Oku

Sanatta ‘Hareket’ var

Sanatta ‘Hareket’ var Devamını Oku

Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu”

                           Cogitationis Poenam Nemo Meret KÜLTÜR SANAT  SİNEMA MÜZİK MODA  VASA VANA PLURİMUM SONANT  Sayfa no: 1  2  3    Antalya Film Festivali “Ödüller sahiplerini buldu”     Türkiye'nin sinemadaki en uzun soluklu festivali 54'üncü Uluslararası Antalya Film Festivali'nde 'En Devamını Oku

Kara Sevda Emmy aldı

Kara Sevda Emmy aldı Devamını Oku

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ Sokakta Sanat Var Bodrum Müzik Festivali Sanatta ‘Hareket’ var Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu” Kara Sevda Emmy aldı
Online üyeleri görebilmek için üye girişi yapmalısınız

RADYO ŞİİR SANATI

Fortis et Liber

SANATIN ve DOSTLUĞUN ADRESİ

İSTEK YAP   İSTEK OKU   DUYURU

ATATÜRK KÖŞESİ

SİTEYE GİRİŞ

DOĞRU YAZMA SANATI

EDEBİYAT ATÖLYESİ


Labor Omnia Vincit

EDEBİYAT
 
ATÖLYESİ   

SANAT ATÖLYESİ

ŞİİR FALINIZ

HAFTANIN YAZISI

ATIŞMALAR

 

ATIŞMA

Gelin Hep Beraber
Bir Dörtlük de Siz Yazın

Atışma Şiir Nedir?

Diğer Atışmalar

GÜNÜN İNCİLERİ



GÜNÜN İNCİSİ

Murat Gökçe
AĞLADIM

GÜNÜN İNCİSİ

Ayser ÖZBAKIR
DARMADAĞINIK

 Diğer Günler

GÜNÜN SEÇKİLERİ

 

Günün Şiiri

Gülüm Çamlısoy  
MAKTUL

Günün Hece Şiiri

Nilüfer Sarp  
SON SEFER

Diğer Günler

HAFTANIN SEÇKİLERİ



Haftanın Şiiri

Murat Gökçe
SEN DE GİT!



Haftanın Hece Şiiri

Osman Onuktav   
GÜLZADE’M (2)

Diğer Haftalar

AYIN SEÇKİLERİ

YILIN ŞİİRİ / ŞAİRİ

Yılın Serbest Şiiri

Muharrem Küçük
Ötzi

 

Yılın Hece Şiiri

Hüsnü Özdilek
Söz

Önceki Yıllar

SEÇKİ ÖLÇÜTLERİ

SİTE KURALLARI

ÜYE KİTAPLARI

GİRNE - K.K.T.C. ÖZEL

GEÇMİŞ ZAMAN

SON ÜYELER

ÖZLÜ SÖZLER

"

Ey servet nîmetine kavuşmuş fâni!:
-İş ver, ekmek ver, dua alarak cenneti kazan!
Rahim Er


 

"


MAKALE

Müslümanlar bilim üretemediği
18.02.2018                

Gelişmiş Batı Medeniyeti diye de adlandırıyoruz başta ABD ve Avrupa Ülkelerinin bir çoğunu. Oysa bundan yüzyıllar önce, asırla...

Devamı...    

                     Tum Makaleler                    

ÖYKÜ


Ben bir düşünürüm
15.02.2018                .

.
Yolda yürürken tam karşıdan da O geliyordu ''Vaaaaaaay.'' diye cümleyi uzatarak ve kollarını da ardına kadar açarak... Ben de sala ...

                                                   
Devamı...

                     Tum Oykuler                    

 

DENEME

ölü bir iklimden sesleniyorum si
16.02.2018                  .

Ölü bir iklimden sesleniyorum size. Hani yolların düz; bulutların revnak; aşkların da imkân dâhilinde olduğu. Yarımdan uzanıyorum ...

                                                                       Devamı... 

                     Tum Denemeler