DÜŞLER VE GERÇEKLER   


Gülüm Çamlısoy
Bu yazı 15.04.2014 15:43:10 tarihinde eklenmiş ve 322 kez görüntülenmiş.
Ne kadar da kırılgan ve naif duruyordu. Oysa nefret ediyordu bu görüntüsünden. Henüz yirmili yaşların başındaydı ama yüz yaşında gibiydi adeta.

Yaşanmamışlıklarının yanında yaşadığı ne idi ki. Hep yarım kalmıştı hayalleri. Öyle ya neler neler hayal etmişti. İlk aşkı ile evlenip, kaçıp gidecekti buralardan. Uzaklarda yepyeni bir hayat kuracaklardı. Ve sayısız çocuğu olacaktı; kendine benzeyen küçücük kız çocukları, en fazla da iki tane erkek evlat. Ama ikiz olacaktı bu iki oğlan çocuğu: Babalarının kopyası ikizler. Ne büyük aptallıktı oysa bunları düşünmek. Hiçbir şeyin hesabını yapamazken hayatta; kim oluyordu da bu siparişleri veriyordu kendi kendine.

Bayılırdı camın önünde durmaya; gelen geçeni izler ve her biri için ayrı ayrı senaryolar üretirdi kafasında.

-Baksana şu işe: Adam resmen tokatladı kadını. Bunlar er geç boşanır. Kadın da hiç karşılık vermiyor ki…

-İnanmıyorum, saat gecenin yarısı olmuş, bizim üst komşunun indiği arabaya bak. Kesin yollu bu kadın. Dul başına ne işin var be kadın, elalemin arabasında, yazıklar olsun.

-Bu çocuğu ilk kez görüyorum. Arkasını dönse de iyice seçsem yüzünü. Oldukça da boyluymuş hani. İşe bak adam tam da şu seyrettiğim dizideki yakışıklı avukata benziyor.

Ve daha neler neler…

O günün de diğer günlerden bir farkı yoktu. Çekirdek çitlerken(ne kadar da kaba bir tabir) görmüştü onu. Ufacık bir kamyonetle gelmişti sokağa. Belli ki karşıdaki boş daireyi kiralamıştı yoksa kiralamışlar mı demeli, öyle ya belki de ailesiyle taşınmıştır. Kim bilir ne güzel kadındır karısı, keşke evli olmasaydı. Belki de bekârdır. Acaba müstakbel kayınvalidem beğenir mi ki beni…

Hep böyleydi Zehra, çocukluğundan beri hikâyeler uydururdu kimi görürse görsün. Aslında kendi hikâyesini yazmaktan aciz olduğunu itiraf edemezken, böyle avutuyordu kendini.

Kamyonetten inip, apartmana girerken, alıcı gözüyle bakmış ve resmen tutulmuştu.

Fazlasıyla duygusal bir kızdı; belki de yaşanmamışlıkların bir staj dönemiydi tüm yaşadıkları daha doğrusu düşünüp hissettikleri. Fazla bir yaşamışlığı yoktu insanlarla. Görüp göreceği yaşadığı mahalle ve bulunduğu muhitteki insanlardı: Komşuları, akrabaları ve tabii ki ailesi. İlköğretimden sonra okutmamıştı onu ailesi.

-Bu kadarı yeter, demiş babası ve onu okuldan almışlardı. Zaten iti kalka bitirmişti okulunu, okuyup da ne olacaktı ki. Bildikleri ona yeter de artardı bile.

Çocuk değildi Zehra ama bir yetişkin de olamamıştı asla. Hayalleri, hayal kırıklıkları, serzenişleri, üzüntüleri olsa da, zamanla iyice kabuğuna çekilmişti. Sevdiklerinin eteğine yapışmış, bir şekilde görünmez olduğuna inandırmıştı kendini.

Ama yine de inanıyordu, gün gelecek o da çoluk çocuğa karışacaktı. Efsunlu bir ikilem idi yaşadıkları ya da yaşadığını sandıkları. Çaresiz olmasına rağmen, bir türlü kabul etmiyordu ki. Üstelik hiç mi hiç çaba da gösteremiyordu.

Sıyrıldı düşüncelerinden ansızın. Kamyonetten indirilen eşyaları tek tek saymaya başladı. Buzdolabı, çamaşır makinesi, koltuk takımı, iki tane kitaplık, iki tane de yatak. Belli ki fazla eşyası yoktu yeni komşularının. Ve belli ki, çocukları da yoktu. Zira ne çocuk yatağı ne de oyuncağa benzer şeyler görmüştü. Hava iyiden iyiye kararmaya başlamıştı. Yavaş yavaş yemek vakti geliyordu. Birazdan çağırırdı annesi. Tam perdeyi çekecekken, genç bir kadın gördü taksiden inen. Havanın loş olmasına rağmen, seçebiliyordu kadını. Demin gördüğü genç adam, apartmandan çıkıp kadının yanına geldi ve arabadan inen kadının elinin tuttu. Kadın şişman mıydı yoksa… Evet evet kadın hamile idi, şimdi anladı Zehra neden çocuk yatağı görmediğini. Belli ki çocukları yoktu ama yoldaydı. Oysa ne hayaller kuracaktı bu genç adama ilişkin: Belki iki iyi dost sonra da sevgili olacaklar ve hayatlarının sonuna kadar da beraber yaşayacaklardı.

-Kızım yemek vakti, hadi sofraya.

Annesinin sesiyle irkildi birden, yavaşça döndürdü tekerlekli sandalyesini. Masaya yöneldi. İki damla yaş süzülüyordu yanağından. Usulca sildi gözyaşlarını. Annesini üzmeye hakkı yoktu. Alışmıştı artık, her şeye alışmıştı. Ama en kötüsü, tüm hayallerinin yarım kalmasıydı. Kendinde bariz bir eksiklik hissetmese bile, hayallerinin yıkılmasıydı onu en çok üzen.

Asla tekrar yürüme ihtimali olmasa da, hep koşuyordu hayallerinde ve düşlerinde. Hayatı yaşanır kılan da buydu onun için. En azından düşlerinde mutluydu… En azından düşlerinde yaşıyordu yaşayamadıklarını; gerçekleşmeyeceğini bile bile…



Lütfen üye girişi yapınız.


Yazıya Yapılan Yorumlar

 

/v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=3852&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4109&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4913&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5009&catid=68&Itemid=248 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5354&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5497&catid=67&Itemid=247

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ Devamını Oku

Sokakta Sanat Var

Sokakta Sanat Var “Sanata Dokunuyoruz” Devamını Oku

Bodrum Müzik Festivali

Bodrum Müzik Festivali Devamını Oku

Sanatta ‘Hareket’ var

Sanatta ‘Hareket’ var Devamını Oku

Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu”

                           Cogitationis Poenam Nemo Meret KÜLTÜR SANAT  SİNEMA MÜZİK MODA  VASA VANA PLURİMUM SONANT  Sayfa no: 1  2  3    Antalya Film Festivali “Ödüller sahiplerini buldu”     Türkiye'nin sinemadaki en uzun soluklu festivali 54'üncü Uluslararası Antalya Film Festivali'nde 'En Devamını Oku

Kara Sevda Emmy aldı

Kara Sevda Emmy aldı Devamını Oku

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ Sokakta Sanat Var Bodrum Müzik Festivali Sanatta ‘Hareket’ var Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu” Kara Sevda Emmy aldı
Online üyeleri görebilmek için üye girişi yapmalısınız

RADYO ŞİİR SANATI

Fortis et Liber

SANATIN ve DOSTLUĞUN ADRESİ

İSTEK YAP   İSTEK OKU   DUYURU

ATATÜRK KÖŞESİ

SİTEYE GİRİŞ

DOĞRU YAZMA SANATI

EDEBİYAT ATÖLYESİ


Labor Omnia Vincit

EDEBİYAT
 
ATÖLYESİ   

SANAT ATÖLYESİ

ŞİİR FALINIZ

HAFTANIN YAZISI

ATIŞMALAR

 

ATIŞMA

Gelin Hep Beraber
Bir Dörtlük de Siz Yazın

Atışma Şiir Nedir?

Diğer Atışmalar

GÜNÜN İNCİLERİ



GÜNÜN İNCİSİ

Seyfettin KARAMIZRAK
NEDEN

GÜNÜN İNCİSİ

Tahir görenli
ACILAR GÖRDÜ

 Diğer Günler

GÜNÜN SEÇKİLERİ

HAFTANIN SEÇKİLERİ



Haftanın Şiiri

Murat Gökçe
SEN DE GİT!



Haftanın Hece Şiiri

Osman Onuktav   
GÜLZADE’M (2)

Diğer Haftalar

AYIN SEÇKİLERİ

YILIN ŞİİRİ / ŞAİRİ

Yılın Serbest Şiiri

Muharrem Küçük
Ötzi

 

Yılın Hece Şiiri

Hüsnü Özdilek
Söz

Önceki Yıllar

SEÇKİ ÖLÇÜTLERİ

SİTE KURALLARI

ÜYE KİTAPLARI

GİRNE - K.K.T.C. ÖZEL

GEÇMİŞ ZAMAN

SON ÜYELER

ÖZLÜ SÖZLER

"

Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız. Dr. Albert CAMUS

"


MAKALE

Eğitim sevgiyi öğretmeli ve sev
14.02.2018                

Eğitimin amacına, öğr...

Devamı...    

                     Tum Makaleler                    

ÖYKÜ


Ben bir düşünürüm
15.02.2018                .

.
Yolda yürürken tam karşıdan da O geliyordu ''Vaaaaaaay.'' diye cümleyi uzatarak ve kollarını da ardına kadar açarak... Ben de sala ...

                                                   
Devamı...

                     Tum Oykuler                    

 

DENEME

ölü bir iklimden sesleniyorum si
16.02.2018                  .

Ölü bir iklimden sesleniyorum size. Hani yolların düz; bulutların revnak; aşkların da imkân dâhilinde olduğu. Yarımdan uzanıyorum ...

                                                                       Devamı... 

                     Tum Denemeler