KENDİNDEN KAÇAN AMA AŞKTAN KAÇAMAYAN...   


Gülüm Çamlısoy
Bu yazı 08.11.2014 14:20:31 tarihinde eklenmiş ve 274 kez görüntülenmiş.
‘’Mümin aşktan, aşk ise müminden zuhur eder.’’ (Mutasavvıf Muhammed İkbal)

Türevsel bir açılımın salkım saçak elemanları. Tümü de farklı boyutta sürdürüyorlar yolculuklarını. Haddi hesabı yok duyguların köpükler saçan izafi yankısının. Kılı kırk yaran ne çok itham. Kural tanımamak adına belki de duyumsanan. Öyle ya, kim ne hak iddia edebilir ki. Adı aşk ve yeri gelmiş boyutunu başka bir ilhamda somutlaştıran. Sahi nasıl oluyor da bitimsiz addedilen bu boynu bükük duygu nefretle köreliyor bazı münafıklar tarafından. Aşk mıdır nefretin nirengi noktası yoksa hükümsüzlük müdür kademe atlatan.

Tutkulu bir aşkın masum sığınağı yalnızlık. Olası ve yeri geldi mi müphem bir zafiyet aşka düşmüşsen bir kere. Karşılığı olmayan bir o kadar aciz bir duygu ilhamını hayattan alan tıpkı tüm diğer duygular gibi. Karşılıksız ve önyargısız olsa bile bitime mahkûm bir itham belki de kulun kuldan medet umması. Erişen varsa o noktaya kim bilir nasıl da zafer nidaları atıyordur. Zıt karakterler öylesine olası ki bu meçhul yolculukta sözüm ona birbirine eşlik eden.

Gerçeklerle yüzleşen yeri geldi mi kendinden kaçan ama aşktan kaçamayan.

Ne beşeri bir arzu ne de açık uçlu bir soru. Yok ki cevabı ve kıvranırken arayışını idame ettiren kifayetsiz nice ruh. Bedenin iştiraki olmasa kim bilir nasıl bir duygudur uçmak. Varsın eşlik etsin beden. Gözleri kapatıp yaşamak çok başka âlemleri. Sahi ölüm bir kaçış mı yoksa bir sığınak mı? Sorular emsalsiz tıpkı insan suretleri gibi. Karanlığın el pençe divan duran o yanık kokusu her daim ışıktan kaçan yine de korunaklı bir dünyanın gizemidir belki de karanlığın bu denli uçsuz bucaksız olması.

Kayıp giden bir yıldız kadar aşikâr ellerimizin arasından kayıp giden onca istifli an ve uzlaşmanın çok uzağında. Uzlaşının ahengi nasıl da mükemmel addedilirdi kim bilir onca namert yoz dürtülerle yakıp yıkarken ortalığı.

Zafiyetin tezahürü ise bitiminde beşeri aşkın nasıl da yoldan çıkarır aklı. Hangi beşer şaşmamıştır ki düştüğünde bu dipsiz denize. Karşılık alsın almasın yol bitmez yine de. Aşka âşık olmak kadar bariz bir söylem sevmekten kendini alıkoyamayan nicesi.

Nicesi kaybolmuş ve nicesi yüzleşmiş onca sanrı kemale ermişken yarattığı bitimsiz korkuyla.

Sırdaşı gönlün ve tek dermanı eninde sonunda görmeye vakıf olacağımız. Görmesek de duymasak da bilmek ve hissetmek gönülden. Sözüm ona değil özün ve cevherin tam merkezi, kalp gibi sürekli atan ve hisseden biteviye.

Renklerin yılgısı belki de hatta tüm tonları doğanın görmekten defalarca aciz kıldığımız zavallı nefsimizi. Ne ten ne beden sadece ruh hanidir hicap duyduğumuz ve ateşinde yandığımız cayır cayır.

Örselenmiş onca ruh hala asaletini en derinde saklayan…

Küskünlüğün getirdiği o sessizlik kimselerin anlama yetisine haiz olmadığı…

Kesif bir sessizlik kelimelerin ruh ile uçuştuğu tıpkı çiçekten çiçeğe konan aciz bir kelebek gibi. Aslında aciz olan kelebek olsa keşke en azından doya doya çıkarmıyor mu hayatın tadını yirmi dört saatle kısıtlı olsa da.

Ya yerkürede edebi sürgüne mahkûm olmuş milyarlarca mahkûma ne demeli?

Hayatı mezar eden mezarı ise ev bilmiş onca fani çoktan yoldan çıkmış. Verebildikleri tüm zararla hayatı zindan eden zimmetli ömürler aşkın varlığından bihaber ve çamur deryasında kaybolmuş.

Yüzme azmiyle boğulmak belki de bu okyanusta ne de olsa her birimiz birer taciriz sayısız gerekli gereksiz meşguliyetin esareti altındayken. Yine de en büyük esaret değil midir teslim olduğumuz nefis…

Heyhat gönlün bakir ovaları. Ne ekinler alırız kim bilir eksek biçsek biz düşmüşken beşeri tahammülsüzlüklere.

Gönül denen ne ola ki? Yoksa sevgili Yunus Emre’nin zikrettiği gibi ‘’Gönül Çalabın Tahtı/ Çalab gönüle baktı’’mı?

Belki de Hz. Pir’in dile getirdiği gibi; ‘’Gönlün varsa sahibini ara.’’

Malik miyiz muhtaç mı?

Aciz miyiz güçlü mü?

Depreşen ne varsa ve yürek burkan bir o kadar nezdindeyiz maneviyatın farkında olsak da olmasak da.

Sabit miyiz yoksa değişken mi mizaçlarımız?

Haybeden uğraşan ve birbirine teslim olmada hiçbir sakınca görmeyen eşref-i mahlûkat.

Bir o kadar kurulan diyaloglar nasıl da hoş gelir kulağa kim bilir içinde ne günahlar saklı. Gönül gözünün hep göz ardı edildiği bir devinim bilmez iken İlahi Aşk’ın ne denli yakın olduğunu görmezden gelip…

Uzak ya da yakın olabildiğince izafi mefhumlar. Tıpkı varlık ve yokluk arasındaki o ince çizgi gibi.

Kaybolmamak adına hele ki çoktan vermiş iken onca kaybı bilip bilmeden üstelik.

Zuhur bulan aslında varlığımızın gerçek temayülü yoktan var olmanın verdiği o muhteşem döngü kadar bariz ve gerçek olan.


Lütfen üye girişi yapınız.


Yazıya Yapılan Yorumlar

 

/v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=3852&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4109&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4913&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5009&catid=68&Itemid=248 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5354&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5497&catid=67&Itemid=247

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ Devamını Oku

Sokakta Sanat Var

Sokakta Sanat Var “Sanata Dokunuyoruz” Devamını Oku

Bodrum Müzik Festivali

Bodrum Müzik Festivali Devamını Oku

Sanatta ‘Hareket’ var

Sanatta ‘Hareket’ var Devamını Oku

Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu”

                           Cogitationis Poenam Nemo Meret KÜLTÜR SANAT  SİNEMA MÜZİK MODA  VASA VANA PLURİMUM SONANT  Sayfa no: 1  2  3    Antalya Film Festivali “Ödüller sahiplerini buldu”     Türkiye'nin sinemadaki en uzun soluklu festivali 54'üncü Uluslararası Antalya Film Festivali'nde 'En Devamını Oku

Kara Sevda Emmy aldı

Kara Sevda Emmy aldı Devamını Oku

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ Sokakta Sanat Var Bodrum Müzik Festivali Sanatta ‘Hareket’ var Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu” Kara Sevda Emmy aldı
Online üyeleri görebilmek için üye girişi yapmalısınız

RADYO ŞİİR SANATI

Fortis et Liber

SANATIN ve DOSTLUĞUN ADRESİ

İSTEK YAP   İSTEK OKU   DUYURU

ATATÜRK KÖŞESİ

SİTEYE GİRİŞ

DOĞRU YAZMA SANATI

EDEBİYAT ATÖLYESİ


Labor Omnia Vincit

EDEBİYAT
 
ATÖLYESİ   

SANAT ATÖLYESİ

ŞİİR FALINIZ

HAFTANIN YAZISI

ATIŞMALAR

 

ATIŞMA

Gelin Hep Beraber
Bir Dörtlük de Siz Yazın

Atışma Şiir Nedir?

Diğer Atışmalar

GÜNÜN İNCİLERİ



GÜNÜN İNCİSİ

Seyfettin KARAMIZRAK
NEDEN

GÜNÜN İNCİSİ

Tahir görenli
ACILAR GÖRDÜ

 Diğer Günler

GÜNÜN SEÇKİLERİ

HAFTANIN SEÇKİLERİ



Haftanın Şiiri

Murat Gökçe
SEN DE GİT!



Haftanın Hece Şiiri

Osman Onuktav   
GÜLZADE’M (2)

Diğer Haftalar

AYIN SEÇKİLERİ

YILIN ŞİİRİ / ŞAİRİ

Yılın Serbest Şiiri

Muharrem Küçük
Ötzi

 

Yılın Hece Şiiri

Hüsnü Özdilek
Söz

Önceki Yıllar

SEÇKİ ÖLÇÜTLERİ

SİTE KURALLARI

ÜYE KİTAPLARI

GİRNE - K.K.T.C. ÖZEL

GEÇMİŞ ZAMAN

SON ÜYELER

ÖZLÜ SÖZLER

"

Ey servet nîmetine kavuşmuş fâni!:
-İş ver, ekmek ver, dua alarak cenneti kazan!
Rahim Er


 

"


MAKALE

Eğitim sevgiyi öğretmeli ve sev
14.02.2018                

Eğitimin amacına, öğr...

Devamı...    

                     Tum Makaleler                    

ÖYKÜ


Ben bir düşünürüm
15.02.2018                .

.
Yolda yürürken tam karşıdan da O geliyordu ''Vaaaaaaay.'' diye cümleyi uzatarak ve kollarını da ardına kadar açarak... Ben de sala ...

                                                   
Devamı...

                     Tum Oykuler                    

 

DENEME

ölü bir iklimden sesleniyorum si
16.02.2018                  .

Ölü bir iklimden sesleniyorum size. Hani yolların düz; bulutların revnak; aşkların da imkân dâhilinde olduğu. Yarımdan uzanıyorum ...

                                                                       Devamı... 

                     Tum Denemeler