VAKİT DOLDU, HADİ GİDELİM   


Gülüm Çamlısoy
Bu yazı 07.01.2015 14:53:28 tarihinde eklenmiş ve 206 kez görüntülenmiş.
Kaygılıydım fazlasıyla bir tür yadsımak kendini belki de yadırgamak. Gerçeği söylemek gerekirse inkâr etmek aslımı. Kelimenin tam anlamıyla yüzleşmek kendim haricinde kim varsa. Sen, siz ve onlar; yakınımda uzağımda hatta hiç hâsıl olmamış kim varsa. Karanlığın içinden fısıldayan bir sürü ses gaipten duyduğuma kanat getirdiğim ve akabinde yüksek bir seyir izleyen şüphelerim. Paranoya düzeyinde değil zira tüm derdim kendimle hem de ezelden beri buna bir de dış mihraklar eklendi mi tam bir can pazarı. Yangından mal kaçırır gibi kimi görsem kaçıyorum. Kaçtıklarım yetmezmiş gibi kelimeler sırıtıp duruyor satır aralarında. Telaşlı bir şekilde yazıyorum ve siliyorum. Koca bir metni yırtıp paramparça ediyorum yarattığım tüm karakterleri farkında bile değilken tüm zararı kendime verdiğimin. Bu yetmezmiş gibi harici güçler bir bir taarruzda. Sil baştan… Susup dinliyorum çanak anten bile yetmez oldu algıladıklarımı tanımlamaya. Baştan aşağı gizem dolu çoğu insan ne kadar uzak ve silik olsalar da… Kendi siliklikleri yetmezmiş gibi beni de silip sindirme telaşındalar. Sil baştan… Yeni bir yüz ve ruh nakli mi yaptırsam diye de içimden geçirmiyor değilim hani. En azından benzerlik teşkil ederim de yaşayıp gideriz yarınları düşünme telaşı gütmeden.

Dün yakamı bırakmazken yarınlar eklendi tüm basıncı ve zorba dayatmasıyla. Kimliğim, adım sanım ve ismim cismim. Hatta kimlik numarama kadar… İsterseniz gizli kasamdaki tüm evraklarımı da sunuma arz ederim. Saklayacak ne kaldı ki… Yoksa hepten kaybolsam mı diye esefle kınıyorum kendimi… Üşengeç bir edayla giriyorum mahzene kapıları ardına kadar çekip. Karanlık bile yetmezken gizlenmeye bu sefer isyan ediyor en yakın sırdaşım:’’Ne kötülük yaptım sana da kırmaya çalışıyorsun beni, söyle nankör.’’ diye için için haykırıyor sefil kalemim. İster bir iç hesaplaşma deyin ister ekleyin aklınıza gelen tüm sıfatları ekleyin peşi sıra. Önyargılar fazlasıyla demir atmış iken zihinlere canhıraş bir telaşla kısmaya çalışıyorum kalemin sesini:’’Sus, bu kadar yeter. Diyeceğimizi dedik. Görmüyor musun, seni artık sevmiyorum.’’

‘’Yalancısın hem de gördüğüm en mızıkçı yalancı. Sen de biliyorsun ki aramızdaki münasebet fazlasıyla bizi birbirine yaklaştırdı. Kendine bu kötülüğü yapmana asla izin veremem.’’

‘’Vakit doldu. Hadi, gidelim.’’

‘’Nereye istiyorsan git. Ama seninle gelmiyorum. Dönüp dolaşacaksın ve tekrar geri döneceksin. Yeteri kadar vakit kaybetmedin mi?’’

Dönüp bakıyorum tüm o terk edilmişliği ile masanın tam da kenarında. Ağlamış mı ne? Ağlayan sadece bendim oysa… Yoksa mürekkebi mi akmış? Ne de olsa damarlarında dolaşan benimkinden farklı ama aynı yüreği paylaşıyoruz. Ellerimi boyuyor yıllardan beri ki en sevdiğim renk. Bazen siyah bazen lacivert boya bulaşırken parmaklarıma silmeye dahi yeltenmem.

Geçmişten miras aptalca bir alışkanlık olsa olsa gerçi klavye tuşları aldı onun yerini ama elimden pek de düşürmem gün boyu. Ne allık ne pudra ne de ruj… Varsa yoksa renk renk kalemlerim. Makyajın da bir yeri var ama kalemin yerini ne alabilir ki…

Garip tınısı ve sessizliğimi içimi yakarken biliyorum ki benim sessizliğim de ona malum oldu kaç zamandır.

Durduk yerde aramıza nasıl nifak sokulduysa paylaşıyorum üç beş kişiyle bu sefer kırmak geliyor içimden. Nasıl saf ve nasıl masum bir aşk bizimkisi. Sokulgan ve sıcak kollarına huşu içerisinde sığınmışken teneffüs ettiğimiz havaya kadar iyi günde kötü günde beraber olmaya karar vermiştik oysa üstelik birbirimize olan güvenimiz ve inancımız tamken.

Günlerdir hatta aylardır bir dargın bir barışık yaşayıp gidiyoruz. Tüm yadsımalarıma tüm sanılarıma rağmen adım kadar eminim ve kefilim en az iç dünyama kefil olduğum kadar. Beni ters yüz yapan her ne ise bir o kadar mutlu kılan zira kocaman bir ayna ne zaman elime alsam peyder pey içimi dışa yansıtan ve bu bağlamda tüm insanlarla aramda görülmez bir köprü inşa eden üstelik boydan boya ve gönülden gönle. Bu sayede hayatı ve dünyayı yeniden kucaklamadım mı…Bu sayede oksijenim bitmişken yeniden nefes almaya başlamadım mı…

Bu sayede binlerce sorunun cevabına vakıf olduğum yetmezmiş gibi gönlüne girmedim mi dostlarımın. Evet, inanıyorum ve biliyorum ki o benim ayrılmaz bir parçam, tüm kırıklarımı toplayan, gönlüme enginlik kazandıran ve fersah fersah yol aldığım.

Gel gör ki yeni kırıklara ve kırgınlıklara da engel olamıyorum ama asgari düzeyde artık kırılganlığım zira hiç olmadığı kadar tanıyorum artık kendimi ve yansıtabildiğim kadar bir bir düşüyorum notları. Bazen çentikler atıyorum bazen karalıyorum ve sürekli umut ediyorum pembeye boyarken duvarlarımı. Önceleri kalın ve siyaha boyalı duvarlarım yavaş yavaş inceldi ve eskisi gibi set çekmiyorum hayat ile arama. İnanmayı seviyorum hatta yalanlara bile inanmaktan hicap etmiyorum. Gerçi nedir doğru nedir yalan arz edilen kesin bir ayırıma gidemesem de en azından doğrularımı halen savunmaya devam etmek inancımı ve sevi yetimi daha da makul ve gözle görülür bir seviyeye getiriyor. Yalan söylemektense yalanlara inanmak daha kabul görür nezdimde her ne kadar zaman zaman kabul görmesem de.

Yine de ve yeniden iyi niyetimi koruyup kollamak payıma düşen en azından Yaradan’ın nezdinde kabul görmek adına. Anlamak ya da anlaşılmak fazlasıyla önem arz etse de inancımı yitirmemek adına bu dostluğu bozmak aslımı inkâr edip kendime ihanet etmekle eş değer. Ne varsa geride kalan mademki beraberce sünger çektik bu dostluğun meyveleri değil mi gönül bahçemdeki dostluklar ve bana sunulan güzellikler dokunmaya hatta bakmaya dahi kıyamazken. Bu bağlamda tüm dostlara selam olsun sevgiyi duyumsayan ve sevi yetisiyle donatılmış tüm yüreklere…

Lütfen üye girişi yapınız.


Yazıya Yapılan Yorumlar

 

/v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=3852&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4109&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4913&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5009&catid=68&Itemid=248 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5354&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5497&catid=67&Itemid=247

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ Devamını Oku

Sokakta Sanat Var

Sokakta Sanat Var “Sanata Dokunuyoruz” Devamını Oku

Bodrum Müzik Festivali

Bodrum Müzik Festivali Devamını Oku

Sanatta ‘Hareket’ var

Sanatta ‘Hareket’ var Devamını Oku

Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu”

                           Cogitationis Poenam Nemo Meret KÜLTÜR SANAT  SİNEMA MÜZİK MODA  VASA VANA PLURİMUM SONANT  Sayfa no: 1  2  3    Antalya Film Festivali “Ödüller sahiplerini buldu”     Türkiye'nin sinemadaki en uzun soluklu festivali 54'üncü Uluslararası Antalya Film Festivali'nde 'En Devamını Oku

Kara Sevda Emmy aldı

Kara Sevda Emmy aldı Devamını Oku

24. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ Sokakta Sanat Var Bodrum Müzik Festivali Sanatta ‘Hareket’ var Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu” Kara Sevda Emmy aldı
Online üyeleri görebilmek için üye girişi yapmalısınız

RADYO ŞİİR SANATI

Fortis et Liber

SANATIN ve DOSTLUĞUN ADRESİ

İSTEK YAP   İSTEK OKU   DUYURU

ATATÜRK KÖŞESİ

ÜYE OL - SİTEYE GİRİŞ

DOĞRU YAZMA SANATI

EDEBİYAT ATÖLYESİ


Labor Omnia Vincit

EDEBİYAT
 
ATÖLYESİ   

SANAT ATÖLYESİ

ŞİİR FALINIZ

HAFTANIN YAZISI

ATIŞMALAR

 

ATIŞMA

Gelin Hep Beraber
Bir Dörtlük de Siz Yazın

Atışma Şiir Nedir?

Diğer Atışmalar

GÜNÜN İNCİLERİ

GÜNÜN SEÇKİLERİ

HAFTANIN SEÇKİLERİ

AYIN SEÇKİLERİ

YILIN ŞİİRİ / ŞAİRİ

SEÇKİ ÖLÇÜTLERİ

SİTE KURALLARI

ÜYE KİTAPLARI

GİRNE - K.K.T.C. ÖZEL

GEÇMİŞ ZAMAN

SON ÜYELER

ÖZLÜ SÖZLER

"

Sevinmek de üzülmek de hayatın cilveleridir..
Gülüp geçiniz.
  A. Dinçbaş

 

"


MAKALE

Bir çocuk daha yitip gitmeden
25.04.2019                

Uyuyan çiçekler; uyumsuz papatyalar belki uyduruk dikenleri ile gül olmaya değil güfte olmaya meyyal üç beş kırık gül dalı. ...

Devamı...    

                     Tum Makaleler                    

ÖYKÜ


Hadi hayırlısı demeyeceğim sez
25.04.2019                .

.
Sezon derken, ne sezonu olduğunu yazmadım... Deniz sezonu değil tabi ki Ankara'da deniz mi var? Şeftali, kavun karpuz içinde daha çok ...

                                                   
Devamı...

                     Tum Oykuler                    

 

DENEME

ölümü özletiyorlar anne
24.04.2019                  .

‘’Ölümü özletiyorlar anne, yaşam boy verirken bedenimde.’’ (Alıntı) Lanetini öğütmek bir adım uzağımdan sabit kılındığı...

                                                                       Devamı... 

                     Tum Denemeler