KOŞULSUZ SEVGİ VE İNANÇ   


Gülüm Çamlısoy
Bu yazı 18.09.2015 20:21:56 tarihinde eklenmiş ve 286 kez görüntülenmiş.
Tınısı ne kadar değişken olabilir ki ya da o saklı sükûnet mi her birimizin haiz olmaya çalışıp da zaman zaman afalladığı.

Sınırsız ve irdenesi ne varsa ve her kim ise teminatı huzurun ve sevginin, önyargısız üstelik.

Huzur… Hayatın büyüsü olsa gerek ve varlığımızın teminatı, ruhun aydınlığı, gecenin güneşi, sevginin türevi kısaca ne varsa duyumsamaya doyamadığımız ve soluduğumuz düşler kıvançla kavuşmayı arzuladığımız. Kavuşmasak bile hayalini kurduğumuz o ışıklı yolun bizdeki aksi…

Koşullandığım ne varsa ve üzerimde baskı uygulayan hangi kaide ise düzenin bir getirisi olsa gerek ve yaşattığım sayısız dünya tek ahalisi iken bir başıma ve o kurmaca dünyanın konukları…

Analitik düşünceyi yeğlemişimdir kendimi bildim bileli. Önceleri sistemden bihaber sadece pratiği ile ilgiliydim ve uzun bir zaman geçince anladım ki bu sistematik algılama biçimi aslında işlevsel boyutuymuş sorguladığım ve sorgulandığım dünyanın üstelik hem şahsıma uyguladığım ve yine haricimdekilerce üzerimde söz hakkına haiz olduklarının bir ispatı iken.

Zamanın ve mekânın göreceliği belki de beni mutlu kılan. Ve boyutların süre gelen o izafi yansıması anbean kitlendiğim ve bir o kadar da haz aldığım. Alın işte, çocukluktan miras bir yaşam stili.

Kanıksamam gereken ilk ilke idi yalnız bir çocuk olduğum gerçeği ve zaman içerisinde anladım ki bu yalnızlık sadece konulmuş kaidelerin ilki idi ve ardı da gelecek.

Ne zaman ki mekânı ve anı izafi yordadım gördüm ki hayal gücüm sayesinde tüm zorlukların üstesinden gelirim.

Keşfettikçe dünyayı uzaklaştım kendimden. Ve uzaklaştıkça benliğimden yalnızlık katsayım gittikçe azaldı. Peki mutlu muydum?

Benliğimde yaşattığım o sosyal birliktelik oldukça keyifliydi önceleri. Anlaşıldığıma dair şüphelerim yoktu artık ne de olsa sosyal bir varlık olmuştum. Gelin görün ki yalnız olmadığım kendimi kandırmakta ustalaştığım en temel unsurdu.

Sosyal birlikteliklerde samimiyet denen mefhuma gönülden inanmıştım ve kanıksamıştım da. Ne varsa içimden geçen paylaşmaktı asli vazifem. Yalnız olmadığıma dair geliştirdiğim düşünce sistemi az yorucu değildi hani her ne kadar farkındalık düzeyine erişememiş olsam da.

Uzun yaz tatillerinde herkes bir yerlere dağıldığı için yine iç içeydim görmezden geldiğim yalnızlığımla. Bir şekilde bu güdü alışkanlık arz etmişti gündelik hayatımda.

Çocuk aklı, deyip geçsem de ilk zamanlarda görüp göreceğim ne çok şey varmış.

Önce kanıksadım sonra duraksadım ve derken yadırgandım. Akabinde eleştirildim ve… Süreç ilerlerken ve yaş kemale erdikçe o kalabalık yalnızlıklarla tanıştım: Mutsuz birliktelikler, göstermelik sevinç dalgalanmaları ve dünyaya küsen nice insan.

Sandım ki onlardan biri değilim lakin küseli bayağı olmuştu dünyaya ben iç sesimle yoğururken benliğimi.

Sus payı idi tanınan. Yalanlardı herkesin diline pelesenk olmuş. Şiddetti bazen gözlemlediğim. Ve mutsuzluktu mutlu olduğunu söyleyenlerin içine düştüğü o tuzak.

Sevmekten korkmadığım için belki de kanıksadım tek kişilik dünyamı zira barışıktım kendimle ve bir o kadar da bunaltırken iç dünyam dış dünyayla da kesişince bu karmaşa katlanarak büyüdü sessizliğim. Sustum hep sustum çünkü susmaktı asli görevim. Çünkü bana öğretilendi susmak ve kabullenmek ta ki… Ta ki kapının kilidini açana kadar.

Ne zaman ya da ne şekilde o kapı açıldı inanın ki fakında değilim lakin yazmaya başladıktan sonra içre açılan kapıların varlığını keşfettim. Açıyordum bir kapıyı ve yeni bir kapıya denk geliyordum.

Andan kopuktum belki de her ne kadar algılarım açık olsa da sanırım hoşluğu idi anın dikkatimi celp eden ve ne zamanki bir olumsuzluk peyda olsa anı da mekânı da terk etmek tek tesellim idi.

Anı koşullandıran, koşulları anlamlandıran, anlamsızlığı şekillendiren ya da şekilsizliği biçimlendiren belki iç dünyamızın koşulsuz huzurunu aramak idi payıma düşen. Pay sahibi olan her kim ise minnet duyduğum ya da menfi anlamda kendimi uzak kıldığım…

Bu bağlamda hep erteledim hayatı, hep irdeledim benliğimi hele ki yüküm ağırlaştıkça kamburumun çıkması gereken yerde daha da dik durmayı öğrendim. Çünkü biricik olan bendim ve sayıp sevmem gereken yine ait olduğum o belirsizlik idi farkına yeni yeni vardığım.

Sanırım yazmamdaki asıl gaye hep bu soru-cevap sistemini yürürlüğe sokmam ve işkillenmeden yaşamak tüm olumsuzluklara rağmen zira sevginin gücü her daim koşmakta imdadıma. Tarafınca yaratıldığım ve beni geri çevirmeyen yegâne varlık. Pekişen hayat koşulları, yürüyen bir merdivenin üzerinde biz ters istikamette koşarken söyleyin; neye engel olabilirsiniz alın yazınızda yazılı değilse eğer?

Bilgi ve duygu devinimi gerçek anlamda iç içe geçtiğinde ve mantığımız da devreye girdiğinde hayattan keyif almamak için tek bir neden dahi yok her ne kadar muhalif sesleri ve çekinceleri ile yolumuza çıkan sayısız zorluk olsa da. Bundaki en temel etken ise içimizde yaşattığımız koşulsuz sevgi ve inanç.

Yalnızlığımı paylaşmak ve kalabalık kılmak iç dünyamı başıma gelen en güzel şey ve doya doya solumak hayatı ve sevgiyi ne de olsa direnci sevginin her şeye muktedir.









Lütfen üye girişi yapınız.


Yazıya Yapılan Yorumlar

 

/v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4913&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5009&catid=68&Itemid=248 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5354&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5497&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=8156&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=8162&catid=67&Itemid=247

Bodrum Müzik Festivali

Bodrum Müzik Festivali Devamını Oku

Sanatta ‘Hareket’ var

Sanatta ‘Hareket’ var Devamını Oku

Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu”

                           Cogitationis Poenam Nemo Meret KÜLTÜR SANAT  SİNEMA MÜZİK MODA  VASA VANA PLURİMUM SONANT  Sayfa no: 1  2  3    Antalya Film Festivali “Ödüller sahiplerini buldu”     Türkiye'nin sinemadaki en uzun soluklu festivali 54'üncü Uluslararası Antalya Film Festivali'nde 'En Devamını Oku

Kara Sevda Emmy aldı

Kara Sevda Emmy aldı Devamını Oku

Dünya Dans Günü.

dünya dans günü Devamını Oku

72'nci Cannes Film Festivali

72'nci Cannes Film Festivali Devamını Oku

Bodrum Müzik Festivali Sanatta ‘Hareket’ var Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu” Kara Sevda Emmy aldı Dünya Dans Günü. 72'nci Cannes Film Festivali
Online üyeleri görebilmek için üye girişi yapmalısınız

RADYO ŞİİR SANATI

Fortis et Liber

SANATIN ve DOSTLUĞUN ADRESİ

İSTEK YAP   İSTEK OKU   DUYURU

ATATÜRK KÖŞESİ

ÜYE OL - SİTEYE GİRİŞ

DOĞRU YAZMA SANATI

EDEBİYAT ATÖLYESİ


Labor Omnia Vincit

EDEBİYAT
 
ATÖLYESİ   

SANAT ATÖLYESİ

ŞİİR FALINIZ

HAFTANIN YAZISI

ATIŞMALAR

 

ATIŞMA

Gelin Hep Beraber
Bir Dörtlük de Siz Yazın

Atışma Şiir Nedir?

Diğer Atışmalar

GÜNÜN İNCİLERİ



GÜNÜN İNCİSİ

Nilüfer Sarp
BABA

GÜNÜN İNCİSİ

Burhan Aksu
PUSUDA BEKLER ACI

 Diğer Günler

GÜNÜN SEÇKİLERİ

HAFTANIN SEÇKİLERİ

AYIN SEÇKİLERİ

YILIN ŞİİRİ / ŞAİRİ

SEÇKİ ÖLÇÜTLERİ

SİTE KURALLARI

ÜYE KİTAPLARI

GİRNE - K.K.T.C. ÖZEL

GEÇMİŞ ZAMAN

SON ÜYELER

ÖZLÜ SÖZLER

"

Kanla  sulanan toprak mahsul vermez. Victor HUGO

"


MAKALE

Kurtuluşun felsefesi 151
18.06.2019                

 

Bu tür pratik mü...

Devamı...    

                     Tum Makaleler                    

ÖYKÜ


Yakmıştı tayyareleri
18.06.2019                .

.
Lise yıllarındayız. Genciz, delikanlıyız, fişek gibiyiz. Yetmişli yıllar, olmadık zibidilikler yapıyoruz, hem kendi aramızda, ba ...

                                                   
Devamı...

                     Tum Oykuler                    

 

DENEME

Seni sevmekten vazgeçmeyeceğim b
16.06.2019                  .

Oldukça gürültülü bir ortam: ellerinde çiçeklerle koşuşturan çocuklar ve diğer ellerini tutan babaları. Göğün renginde hafif bir e...

                                                                       Devamı... 

                     Tum Denemeler