NİÇİN YAZMALI / Ömer Doğanlı   


ÖMER DOĞANLI
Bu yazı 15.03.2012 14:30:28 tarihinde eklenmiş ve 444 kez görüntülenmiş.
NİÇİN YAZMALI

Herkes için “niçin yazmalı?” sorusunun ayrı ayrı cevabı olsa da, bilinen bir söz vardır “söz uçar, yazı kalır” denir. İşte bu sözden hareketle anlık duygu ve düşüncelerimizi veya düşündüğümüz, tasarladığımız, hayal ettiğimiz şeyleri kağıda dökmek ve yazmak isteriz. Söylenen her söz havada uçup gider, ama yazı öyle mi? Yazı daha kalıcı ve daha edebi özelliklere haiz. Acele ile söylerken karşımızdakine ne söylediğimize pek önem vermeyiz, pek de dikkat etmeyiz, ama yazı öyle mi? Yazıyı düşünerek yazdığımız için, söylediğimizden daha çok, kat kat daha çok önem veririz ve dikkat ederiz.

Yazarken her yazarın tabii ki kendine göre yazma amacı ve nedeni vardır muhakkak. Her insan günlük hayatın akışı içerisinde karşılaştığı bir olay, bir obje, bir manzara, bir duygu seli, bir sevinç, bir üzüntü, vesair durum karşısında karşılaştığı durum ile alakalı olarak kafasında beyin fırtınası estirir. Yazar olsun olmasın, her insanda ama az ama çok, karşılaşılan durum karşısında kendi kafasında şekillenmeler, önermeler, öfkeler, yaptırımlar, hayaller, dışavurumlar oluşur.

Sanatla veya yazarlıkla ilgisi olmayanlar, o anlık değerlendirmeyle yetinir ve konuyu çabucak unutur giderler. Fakat olaylara, konulara sanatsal gözle bakanlar bazen ufacık bir durumdan bile sayfalar dolusu eser, bazen bir roman bile çıkarabilirler. İşte kafamızda şekillenen durumla ilgili olarak kısa da olsa düşünceler kağıda aktarılmalı hemen yazılmalı, en önemlisi unutulmaya terk edilmemelidir.

Zaten insan kendisi için bir şey yazmaz, kendisi için ancak unutmamak üzere not tutar. İnsan yazdığını başkalarıyla, okuyucusuyla paylaşmak için, yazdığı yazının onlar tarafından okunması için yazar. Dolayısıyla yazmak ve okumak bir elmanın iki yarısı gibidir, yazmak olmazsa okumak olmaz, okumak olmazsa da yazmanın bir anlamı kalmaz.

Ülkemizde çalışkanlık ve zenginliğin timsali olmuş ünlü işadamımız rahmetli Vehbi Koç'un fabrikalarında veya devam eden işler ile alakalı olarak çalışma sırasında gördüğü ve tespit ettiği yanlış veya eksik işleri ilgililerine, oğluna ve / veya torununa sözlü olarak o an bildirmeyip, bilahare sakinleşdikten ve öfkesi geçtikten sonra oturup sade ve güzel bir uslupla tespit ettiği aksaklıkları kağıda dökerek yazdığı ve bu yazılı ikazı ilgililerine ulaştırdığı bilinmektedir. Söylemeyip yazmak, böylece kalıcı olabilmek ne güzel ve ne dayihane bir yöntem değil mi?

Vehbi bey eğer o zaman gördüğü ve tespit ettiği aksaklıkları sözlü olarak söyleseydi veya bağırıp çağırsaydı durum ne olacaktı? Bir kere bağırdığı kimselerin kalbi kırılacaktı, iş verimi artmayıp aksine tamamen düşecekti. Keza söylediği sözler de günümüze kadar gelemeden çoktan unutulup gidecekti. Oysa Vehbi bey geniş ufku ve ileri görüşüyle en güzeli ve doğru olanını yaparak düşüncelerini öfke halindeyken değil, sakinleşdikten sonra yazıya dökmüş ve böylece çok değerli fikirlerinin günümüze kadar hatta belki de gelecek nesillere taşınmasını sağlamıştır. İşte bu öngörü günü değil, geleceği görebilmek, anı değil geleceği yaşayabilmektir.

Düşünmeden söz söylerken insan belki de bir an öfke halinde istemediği şeyleri karşısındakine söyleyip kalp kırıcı ve üzücü olabilir. Fakat aynı şeyleri öfkesi geçtikden ve sakinleştikden sonra yazıya dökmek suretiyle yazmaya çalışırsa, o zaman istese de artık fazla kırıcı olamaz. Yazısını daha yumuşak uslupla ve fazla kırıcı olmadan yazmaya çalışır.

Dolayısıyla örnek davranış sergileyen ve yaptıkları yıllar sonra daha da iyi anlaşılabilen ünlü işadamımız kendisini minnet ve rahmetle andığımız Vehbi Koç'un söylemek yerine yazmak yöntemini herkes, her kademede, kendi çapında vakit geçirmeden, hemen şimdi, derhal hayata geçirmeli diye düşünüyorum. O zaman belki insanlar biribirlerini daha iyi anlar, kırgınlıklar azalır hatta ortadan kalkar, en önemlisi yazı sayesinde insanlığa not düşülür, belki birileri bundan yararlanır.

Şunu asla unutmayalım; yazmak, okumak içindir.

ÖMER DOĞANLI

Lütfen üye girişi yapınız.


Yazıya Yapılan Yorumlar

 

/v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=4913&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5009&catid=68&Itemid=248 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5354&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=5497&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=8156&catid=67&Itemid=247 /v2011/index.php?option=com_content&view=article&id=8162&catid=67&Itemid=247

Bodrum Müzik Festivali

Bodrum Müzik Festivali Devamını Oku

Sanatta ‘Hareket’ var

Sanatta ‘Hareket’ var Devamını Oku

Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu”

                           Cogitationis Poenam Nemo Meret KÜLTÜR SANAT  SİNEMA MÜZİK MODA  VASA VANA PLURİMUM SONANT  Sayfa no: 1  2  3    Antalya Film Festivali “Ödüller sahiplerini buldu”     Türkiye'nin sinemadaki en uzun soluklu festivali 54'üncü Uluslararası Antalya Film Festivali'nde 'En Devamını Oku

Kara Sevda Emmy aldı

Kara Sevda Emmy aldı Devamını Oku

Dünya Dans Günü.

dünya dans günü Devamını Oku

72'nci Cannes Film Festivali

72'nci Cannes Film Festivali Devamını Oku

Bodrum Müzik Festivali Sanatta ‘Hareket’ var Antalya Film Festivali:“Ödüller sahiplerini buldu” Kara Sevda Emmy aldı Dünya Dans Günü. 72'nci Cannes Film Festivali
Online üyeleri görebilmek için üye girişi yapmalısınız

RADYO ŞİİR SANATI

Fortis et Liber

SANATIN ve DOSTLUĞUN ADRESİ

İSTEK YAP   İSTEK OKU   DUYURU

ATATÜRK KÖŞESİ

ÜYE OL - SİTEYE GİRİŞ

DOĞRU YAZMA SANATI

EDEBİYAT ATÖLYESİ


Labor Omnia Vincit

EDEBİYAT
 
ATÖLYESİ   

SANAT ATÖLYESİ

ŞİİR FALINIZ

HAFTANIN YAZISI

ATIŞMALAR

 

ATIŞMA

Gelin Hep Beraber
Bir Dörtlük de Siz Yazın

Atışma Şiir Nedir?

Diğer Atışmalar

GÜNÜN İNCİLERİ

GÜNÜN SEÇKİLERİ

HAFTANIN SEÇKİLERİ

AYIN SEÇKİLERİ

YILIN ŞİİRİ / ŞAİRİ

SEÇKİ ÖLÇÜTLERİ

SİTE KURALLARI

ÜYE KİTAPLARI

GİRNE - K.K.T.C. ÖZEL

GEÇMİŞ ZAMAN

SON ÜYELER

ÖZLÜ SÖZLER

"

Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. ATATÜRK

"


MAKALE

Ocak ve aşk ve kar
13.01.2021                

Bir sözcük müydü sadece ismin uyruğunda saklanan o tek heceli gülüş? Bir gül’ün yitimiydi aşk ve aşk’ın ön sözü nele...

Devamı...    

                     Tum Makaleler                    

ÖYKÜ


Cennet ve cehennem
10.01.2021                .

.
Her şeyin bir aldatı olduğunu biliyordu artık hatta renklerin bile yalancı olduğunu. Gündü uyuyan kollarında ve kolları idi il ...

                                                   
Devamı...

                     Tum Oykuler                    

 

DENEME

Bilin kimim ben?
11.01.2021                  .

Genç irisi idi düşleri ve o, bir renk cambazıydı. Renklerle örerdi şafağın saçlarını ve pırıltılar eklerdi sonra da düşerdi kele...

                                                                       Devamı... 

                     Tum Denemeler